Aslında upuzun bir hikayem var. Bir mücadele hatta. Dilerim ümidini kaybedenlere ışık olur. Ama vaktinizi çok çalmak istemediğim için elimden geldiğince kısa keseceğim desem de başarabilir miyim bilmiyorum. Çünkü hikayem çok uzun.

Bundan sonrasını okumak isteyen/istemeyen olursa diye önceden belirteyim. Bu bir tüp bebeğin doğum mücadelesi… 🤩

Evlenmeden önce daima düzenli regl olan biri oldum. Saat gibi şaşmazdı. Ancak düğüne 6 ay kala sorunlar başlamıştı. Düzenim bozulunca beklemeden doktora gittim. Devlet hastanesinde bir doktor bana üstün körü bir muayene ile polikistik overim olduğunu söyledi. Ne anlama geldiğini sorunca da çocuğun olmayabilir diyerek daha ilk dalgada beni yere devirmişti. Bu psikolojiyle uzun süre dolaştım. Hatta ayrılmayı düşündüm. Sonra özel bir doktora gittim. O durumun o kadar kötü olmadığını söyledi.

Özet geçiyorum. Evlendim. İlk 1 sene ikimiz de çocuk istemedik. Güzelce gezdik, aklımızda birşey kalmayana kadar yaşadık herşeyi kendi imkanlarımızca. Sonra kendimiz denemeye başladık. Bir arkadaşımın fikriyle ovülasyon testleriyle başladık. Bir türlü olmuyordu. Sürpriz değildi. Yeniden doktora gittik. Eşimden bazı testler istediler. Testleri normal geldi. Benim de rahim filmi çekilmemi istediler. Yolun başında daha korkak olduğum ve çekeceklerimden habersiz olduğum için genel anestezi ile özel bir hastanede rahim filmi çekildim. Yapısal olarak herşey normaldi. Sonra bana inofolic combi başlattılar. Onu içersem daha iyi yumurtlama olacağını söylediler. Ama olmadı. Ardından çatlatma iğnesi denemek istediler. Bir olgun yumurtam olduğunda denedik. Sonuç hüsrandı. Ardından denemelere devam ettik ama sonuç alamıyorduk. Polikistik overin hiç bir özelliğini kendimde görmediğim için şüphelerim arttı.

Bir üniversite hastanesine gitme kararı aldım. Tabi öncesinde başka birkaç doktora gitmiştim. Kimse net birşey demiyordu. Stres seviyesi de artıyordu.

En sonunda bir üniversite hastanesinde hayatımın şokunu yaşadım. Sol overde 5 cm büyüklüğünde bir çikolata kistim olduğunu ve durumun kritik olduğunu öğrendim. Polikistik bitmeden çikolata stresi başlamıştı şimdi de. Artık regl aralıklarım 45 günü bulmaya başlamıştı. Belki stresten belki durumdan bilmiyorum. Doktor beni ameliyat etmek istedi. Ama bana garanti veremediğini ameliyat esnasında gerek duyulursa sol yumurtalığımı alacağını, açmadan bilemeyeceğini söyledi. Ameliyatı kabul etmedim. Artık ümitler tükenmişti. Başka bir doktor arayışına girdim. İnternette çok da ünlü olmayan, ama bu işin bana göre Türkiyedeki en büyük ehline ulaşmam da o zamanlarda oldu. Kendisiyle görüştük. Bana direkt tüp bebek önerdi. Kistimi almadan yumurta toplama yapacağını. Dondurulmuş embriyolarla daha başarılı olacağımı söyledi. Hiç kafa karıştırmadan kabul ettim. Zamanım daralmıştı.

2018 aralıkta yumurta toplanması için iğne ve ilaçlara başladım. 2019 ocakta yumurta toplama için merkeze gittim. Genel anestezi altında 15 dk sürmesi gereken işlemden uyandığımda korkunç bir ağrı, acı içinde idim. Üstelik de 3-4 saat geçmişti. Ne olduğunu anlayamadan işlem esnasında kistin patladığını ve merkezin panikle birbirine girdiğini öğrendim. Önce onları suçlamak istedim ama sonra zaman içinde bunun hayrıma olduğunu anlayacaktım. Acı içinde eve dönemeden hastaneye yatırıldım. Kist patladığı için tüm iç organlarıma dağılmıştı. Yapışıklık yaratması muhtemeldi. Korkunç bir acı vardı. Ne yana hareket etsem sanki o sıvı asit gibi beni yakıyordu. Ertesi sabaha daha narkoz etkisi geçmeden laparoskopi ameliyatına alındım.

Müthiş incelikle yapılan bir operasyon sonrası. Ayıldığımda tek sorduğum dün toplanan yumurtalardan kaçının döllendiğiydi. 2 adet iyi kalite 3 adet orta kalite yumurtanın döllenip dondurulduğunu öğrendiğimde tüm acımı unuttum. En azından artık kistim yoktu ve sağlıklı embriyolarım vardı. Embriyolar 5. Güne ulaşıp donduruldu. Ben zamanla iyileştim. Kistin çeperi orada kalmıştı çünkü yumurtalıklarım alınmamıştı. Tek çözümü buydu.

Ardından beni geçici menopoza sokmaları gerekti. 15 dk sürüp bitecek sanarken başıma her gün yeni bir süreç geliyordu. 2 ay boyunca zoladex gibi ağır bir iğneyle geçici menopoza sokuldum. Sabrettim.

Menopoz sürecinden sonra yeniden yapay bir regl döngüsü oluşturuldu, iğne ve ilaçlarla… ardından transfer günü geldi. Sağlıklı embriyolardan biri transfer edildi. Ardından da günde 4 adet östrojen hapı, 1 adet coraspin, 1 adet folik asit, 3 adet vajinal yoldan alınan progesteron, her gün karnımdan vurulduğum prolutex(en acısı) ve bir adet kan sulandırıcı iğne, toplamda 9 ilaçla yoluma devam ettim tutunması için… prolutex yerine proluton denen bir iğne vardı. Ama tüm türkiyede bir tane bile yoktu. Onu bulsam haftada bir vurulma şansım vardı. Olamadı. Karnımda mor olmayan tek bir nokta yoktu. Bugün bile hiç bir şey sezaryen bile onun acısını geçemez. Geçmişte bu forumda iğneye dair çok yazdım. Çok çözüm aradım…

Her neyse. Kese oluşmuştu. Yolk kesesi de tamamdı. Ama kalp atışını duymaya gittiğimizde asıl yıkım orda yaşandı. Malesef kalp atışı yoktu. 7 hafta 2 günlük hamileyken ya ilaçla ya da kürtajla bebeğin alınması gerektiğini öğrendim. Bir gece boyunca düşündüm ağladım. Sabaha kararımı vermiştim. Yine burada da yazmıştım olanları. Sabah kürtaja gittim. Öncesinde rahim ağzı gevşesin diye bir fitil verildi. Sonrası malum. Genel anestezi ile sağlıksız gebeliğe son verildi. Aylarca ağladım. En sağlıklısı böyle olmuştu. Genetik test için geçti. Tek çare diğer denemeydi. Gelsin menopoz gelsin zoladex.

Aldığım tüm hormonlar boşa gitmiş. Kilo da almıştım. 3 ay boyunca menopoza sokuldum. Ve süreci başa sardım. Ama öncesinde histeroskopinin artısı olacağı söylendi. Tamam dedim dayandım. Histeroskopiye alındım 2019 ağustos ayında. Genel anesteziden uyandım. Rahime çizik atılmıştı. Belki de işe yarayacaktı.

Ardından transfer günü yeniden geldi. Bu defa 2 embriyo transfer edilecekti. Biri iyi biri de orta kalite olandı el mahkum. Yeniden aynı süreç. Aynı ilaç ve iğneler. Bu defa proluton bulabilmiştim. Her gün prolutex yerine 3 günde bir prolutona döndük. Ama proluton kalçamda devasa bir yumru oldu. İki tane kalçam vardı sanki. Sanırım vücudum tepki veriyordu. Devam etmek zorunda kaldım. 3 ay boyunca yürümekte dahi zorlandım. Günde 3 fitil ve kan sulandırıcı iğnelere devam ettim. Abartmıyorum her iğnede ağladım.
Prolutonun yaptığı kalçadaki şişlik aylar sürdü anca geçti. O esnada ateşlendiğim hastaneye koştuğum da çok oldu. Daha sonrasında kaşıntı ve tüm vücutta kabarmalar oldu. Karaciğer ve safra testleri yapıldı. Neyse ki temizdi. Sürekli tepki veriyordu vücudum ilaçlara. Ama ilaçları bırakırsam gebeliğimin devam etme şansı düşüyordu. Devam ettim.

Tabi öncesindeki aksiliklere döneyim. Beta hcg sonucum pozitifi gösterdi. Değer iki kat artmalıydı. Arttı ama iki kat değil. İki farklı merkezde yapıldığı için yanılma olabilir denildi. Tek yerden yapılmaya devam edildiğince artıp, az artı sonra iki kat arttığını gördük. O süreçte aynı hafta içinde 9 tüp kan vermiştim sanırım… En sonunda keseyi göreceğimiz gün geldi çattı.

Evet kese vardı. Ama tek. O sevinçle üzüntüyü aynı anda yaşamayı size anlatamam. Birisi gitmişti. Vücut onu kendisi eritir dediler. Teki kaldı yavrularımın. Belki beta hcg deki dalgalanma bu yüzdendi. Tutunan hangisi onu tanrı bilir. Belki de kötü kalite olandır yaşayan. Kimse bilemez.

Elde kalanla yarı buruk bir heyecanla devam ettim yola. Sonunda kalp atışlarını duyduk 8. Haftasında. 12. Haftada 2 li taraması temiz geldi. 2020 1 ocakta da hep dua ettiğim gibi bir kızımız olacağını öğrendim. 14 haftalıktı öğrendiğimde.

Sonrasında eşimin yoğun isteğiyle nifty testi yaptırmaya karar verdik. İşimizi sağlama alma isteği miydi bilmem. NIPT asıl adı. Yaptırdık ve Almanya’dan gelecek test sonuçlarını bekledk. Sonuç temizdi. %99 sağlıklı bir bebekti. Derin bir oh çektik. Ama çok da uzun süremedi.

Şubat ayında ağır bir hastalık geçirdim. Bugün düşününce corona mıydı acaba diyorum. Bilmiyorum neydi. Hayatımda ilk kez bu kadar ateşlenmiş ve boğularak kuru öksürük krizine girmiştim. Öksürük öyle şiddetliydi ki bebek zarar görür sanıyordum.

Tüp bebek olduğu için çok az yoruluyor, neredeyse iş yapmıyordum. Bu hastalık beni çok geriyordu. Antibiyotiğe istemeden de olsa başladım. 10 günde toparlandım. Bebek de iyiydi. Neydi o hiç bir zaman anlayamadık.

Sırada şeker testi vardı. Tahmin edersiniz ki geçemedim :) ikinci test için bir sonraki haftaya gün verdiler. Ne oldu bilin?
Pandemi.

O an itibariyle tüm randevular iptal oldu ve mümkünse evde diyetle devam etmem istendi. Zorunlu olmadıkça hastaneye gitmeyecektik. Bebek hareketlerini takip edecektim. Ama aksi gibi bebeğim hep az hareket eden bir bebek oldu. Tüp nedeniyle ilk 12 hafta evde geçen hayatım 25. Hafta itibariyle temelli bir hapis sürecine dönüşmüştü. Almam gereken ilaçları bile eczaneden direkt alır olmuştum rapor olduğu için. İlaç ve iğnelere devam ettik. Doktorumun özel muayenehanesinde bebeği takibe devam ettik. Hiç bırakmadık.

Hareketleri hep azdı. Stresle daha da azaldı. Son 3 ay çok şiddetli reflü ile savaştım. Ne yemek yedim ne uyuyabildim. Midemin yanmasından ağlardım geceleri. Hiç
kilo almadım. Hamileliğimi 8.5 kilo alarak tamamladım. Bebeğin gelişimi ise hep 3 hafta ileride gitti. Son ay 2 hafta ileride çıkıyordu. Kilom sorun olmadı.

Pandemi psikolojimi iyice bozmuştu. Tüp bebek olduğunu aileden bile kimseye söylemediğim için sadece pandemi psikolojisi sandılar ama öyle değildi. Hepsi birleşmişti. Aylarca evde kimseyi görmeden yaşamanın verdiği bir çöküntü vardı. Son 3 ay her türlü ev işini yaptım. Doğuma gitmeden cam bile sildim. Düşük korkum kalmamıştı. Nstlerde sancı yoktu. Açılmam yoktu. Hep rahat oldum o konuda. Yalancı sancım da toplasam 2 kere olmuştur. Şanslı olduğum tek yer buydu.

Doğum şeklim için sezaryen belirlendi. Herkes normal doğur baskısı yaptı. Ben doktorumu ve kendi iç sesimi dinledim.

35 haftadan sonra hareketler iyice zayıfladı. Stresten ölme noktasındaydım. Hastaneye gitmek istemediğim için iyice kararmıştı içim. 37 de alın diye tutturdum tabiki kabul etmediler :)

38 artı 1 de sezaryen olmama karar verildi. İyi güzel ama ben epidural olmak istemiyordum. Canlı canlı kesilmek bana göre değildi. Panik atağım tutacak gibiydi. Üstelik hastane tek refakatçi alacaktı. Ona da tabiki eşimi istedim. Ne süs püs, ne kutlama, ne aile.

Kimse olmadan valizimizi alıp bu kanlı mücadeleye şahitsiz ilerledik. Orada bir seçim belirdi. Ya genel anestezi için ısrar edip ayılana kadar bebeği eşimle öylece bırakacaktım ya epidural… mecburen, kimse olamadığı için epidurali seçtim. Ama hafif bir skolyozum var. Omurga eğriliği. Gözle görülmese de var. Kafama o takıldı. Doktorlar iyi ki söyledin dediler. Sonuçta müdahale olacak. Eski filmlerimi evden bulup gönderdiler. Elimde telefonla doğumhaneye alındım. Orada incelediler ve sakınca olmadığını söylediler. Çok korkmuştum. Ama dayandım. Ben epidurale dayandıysam herkes dayanır. İğne hiç acıtmadı. Sadece elektirk çarpması gibi oldu. Sonra kollarım da uyuştu diye panikledim. Bunu zihnimin yaptığını söylediler. Öyle sıkmışım ki kendimi. Bir süre sonra sahiden kollarımı hissediyordum :)

Oraları geçiyorum. Ama bilindik şeyler. Çekiştirmeleri hissediyoruz evet. Ama önünüzdeki perde hayat kurtarıcı :) üstelik de korkuyorum diyince sakinleştirici de veriyorlar. Bana şimdi miden bulanır dediler bulanmadı. Başın döner dediler dönmedi. Kalbin sıkışır gibi olabilir dediler olmadı. Kusma isteğin gelir dediler kusmadım :) anestezi ekibi ve dozu gerçekten mükemmel ötesiydi. Konuşmaları çok az duyabiliyordum. Ama bir ara kordon mu o dediklerini duydum. Ardından bebek doğmuş ama ağlama sesi gelmedi. Ben tesadüf kafamı yana çevirdiğimde bebeği gördüm hızlıca birşeyler yapıyorlardı. Sonrasında kesik kesik kısacık bir ağlama geldi. O ağladı ben ağladım. O sustu. Ben ağladım.

Yüzüme getirdiler. Sahiden bana uzun upuzun baktı.

Sonra babasına çıkardılar. Doğumdan çıktığımda öğrendim ki, bebeğe defalarca kordon dolanmıştı.

Bebek gittikten sonra göğsümün altında şiddetli çekiştirmeler hissettim. Ne oluyor diye sorduğumda kist patlamasından kalan yapışıkları açmaya çalıştıklarını öğrendim. Gene operasyonun seyri değişmişti. Rahim yükselince ta yukarıya yapılmıştı. Hamilelikte bu yapışıkların acı verme ihtimalinden bahsedilmişti ama olmamıştı. Şimdi ise açılması gerekliydi. O noktada daha fazla
dayanamadım ve uyumak istedim. Beni uyuttular çok kısa süre. Ayıldığımda asansördeydim. Odaya geldiğimde eşim sevinçten çılgına dönmüştü. Sonrası malumunuz.

Hastanede ilk gecemiz güzeldi. Bebek hiç ağlamadı. Topuk kanında bile ağlamadı. Sütüm gelmek bilmedi. O gece şırıngayla mama takviyesi aldık. Sonra eve geldiğimizde epidural etkisi geçince ilk gece çok ağrım oldu. Parol dışında ilaç almadan dayandım. Sonra zamanla iyileştim. Dikişim iyileşemeden hastane yollarında süründüm tabi.

Bebeğin sarılığı sürekli arttı. Bir gece hastanede ışık tedavisi almaması için daha çok mama vermek zorunda kaldık. Hastanede sütüm sağıldı ama yetersizdi miktar olarak. Üzüle üzüle ağlaya ağlaya mama verdik. Toparlandı ve değeri düzeldi.

Bu arada hastanede yapılan ilk gece işitme testini de geçemedi. Ama şimdi korkudan çıt yapamıyoruz. Yani o teste aldanıp üzülmeyin. Bir çok çocuk geçemiyor. Amniyon sıvısı kulakta kaldığı içinmiş. Bir dahaki test 1 ayı dolunca imiş.

Sonrasında sağlık ocağında verdiğimiz 2. Topuk kanı sonucunda tsh değeri kötü gelmiş. Bebekte fiziksel ve zihinsel gerilik olur deyip
yüreğime son darbeyi indirdikleri için soluğu yeniden kan verdirmekte bulduk. 3. Bir topuk kanı artı normal kan verdik. Normal kandaki değer yine üst sınırda çıktı ama bebek 14 günlük olduğunda düzelir dediler. 3. Topuk kanı da kötü çıksa ararlardı dendi. Bu kısımlarla kafanızı karıştırmak istemiyorum. Ama şu an için bebeğim sağlıklı diye inanmak istiyorum. Kilosu 3290, boyu 50 cm doğdu. Bol saçlı bir kız. Eve geldiğimde ilk iş saçlarını taradık 🙃

Göbeği 7 günde düştü. Hemen yıkadık. Sütüm hala çoğalamadı. Hem sağıyorum, hem emziriyorum hem mama. Mama olarak Hipp combiotic veriyoruz. Dozu nasıl ayarlasak bilmiyoruz. Süt ne kadar alıyor emin olamıyoruz. Ama kilosu şimdilik iyi. Ne az ne çok. İdeal gibi.

Bunca çabaya ben asla lohusa depresyonu yaşamam. Şımarıklık gelirdi. Sözlerimi yutturdu hayat. Çok şiddetli girdim hem de. Bu bebeği yapmak için verdiğim o devasa çabaya rağmen afalladım. Yeni hayatımı kabullenmekte zaman zaman zorlandım. Hemen hemen her gün ağladım. Ama bebeğimi yerlerden ve göklerden çok sevmeye hep devam ettim. Belki yalnız doğuma gitmek. Belki öncesinde kendimi bu kadar sıkmam. Neden bilmem. Zorlandım. Zorlanıyorum. Zamanla düzeliyorum.

Sezaryenken bile ilk gece kalkıp çocuğuma kendim baktım. Evde yatak kurup hiç yatmadım. Sürekli fiziksel acı çektim. Bebeği kucağa alıp emzirmek bile işkence oldu. Sezaryenin acısı 10 günde büyük ölçüde bitti. 15. Gün iyiyim galiba dedim. 1 ayda etkisi kalmadı.

Aldığım kiloların tamamına yakınını 20 günde verdim. 1.5 kilo fazlam kaldı. Göbeğim küçüktü ama sezaryen etkisi hala göbek var 5-6 ay gibi :) ödem çok oldu, 20 günde indi.

Meme başlarım çatladı acıdı. Avent göğüs ucunu ne ben ne bebek beğenmedi. Mamajo daha uygun fiyat ve daha kullanışlı. Sonra dudakları kabarıyor diye kullanmadım. Lansinoh krem bulaştığı yeri mahvediyor dikkat edin geceliğim mahvoldu.
Gümüş göğüs kapaklarını sonradan aldık. Silver moon 999 ayar kapaklar harika ötesi. Bir gecede işe yaradı. İnanmazdım ama öyle.

Lohusa pedi pişmanlıktır. Hastanede depend çok güzel. Evde de orkid uzun platinium on numara bence. Lohusa külotları zayıf olduğum halde bana olmadı. Depend de büyük beden alın asla korkmayın bana büyük beden oldu. Doğuma 74.5 kilo ile girmiştim.
Emzirme atleti ve sütyeni aldım. Hiç kullanmadım ben. Eski usül açıyorum direkt.

Avent biberon almıştım. Bebek sevdi. Memeyi de bırakmadı. İkisini de alıyor. Bence aventin başarısı. Biberon yüzünden meme reddimiz yok. Hastanede hipp combiotic mamanın hazır olanından verdiler. E bebek ve babymall de var. 9-10 lira birşey. Başlarda şırıngayla iş görür.
Sleepy bez güzel, stok yapmayın çabuk büyüyorlar :) hastaneye en az 2 battaniye alın.
Birine ayak izi mürekkebi bulaştırdılar benim :)
Yaz günü de olsa ilk 4 hafta uzun kollu body gerekli. Emzirme yastığını hastaneye götürün. Sezaryen olanlar özellikle. Karnınıza direk baskı olmuyor çok rahat edersiniz. Kiraz çekirdekli bel bandını kesin alın. Karın ağrılarına birebir. Aklıma gelenler şimdilik bunlar.

Çok uzayan hikayem için hepinizden özür dilerim. Hamileyken o kadar vaktim olurdu ki ben kesin okurdum. Ama şimdi dakikam bile yok. Çok zor olsa bile hamilelik güzel ve özeldi. Lütfen sizler de süreçlerinizin kıymetini bilin.
Ümitsizlere ümit olur umarım yazdıklarım.

Asla
asla
asla
vazgeçmeyin.

    Kendimden utandım biliyor musun yaşadıkları ni okurken. Rabbim sana ve evladına sağlık uzun ömürler versin inşallah. Benim şuan hiçbir şekilde gık demeye hakkım yok resmen kendime kızdım. Sen çok büyük bir savaşçısın hiç of demeden neler yaşamışın . Rabbim bundan sonra yüzünü hep güldürsün inşallah canım benim ♥️

      Rabbim evladının derdini göstermesin inşallah 😍 çok duygulu zor bir süreç geçirmişsin rabbim inşallah birdaha yaşatmaz. Okudum çok duygulandım halime bin kere şükrettim canım ne diyeceğimi de bilmiyorum şuan çok duygulandım. Bende hamileyim 25+2 günlük rabbim evvlatlarımızı bize bağışlasın. Tebrik ederim Allah analı babalı büyütsün inşallah ❤️ harikasın bu kadar güzel mücadele vermişsin❣️ rabbim gönlünüze göre versin inşallah 🌺

        Kedili_Anne Savaşınızı gözümde bir damla yaş ile okudum.. Çok güçlüsünüz, yaşadıklarınız çok acı dolu fakat kutsal. Ne yaşadığınız depresyon için ne de başka bir şey için kendinizi haksız hissetmeyin. O kadar çok acı, endişe, beklemek.. Ama bunu da atlatacağınıza eminim. Rabbim size bundan sonra kolay, neşe ve mutluluk dolu kapılar açsın inşallah. Küçük mucizeniz ise ömrünüz boyunca size gurur ve mutluluk versin; ömrü sağlıklı, uzun ve şen olsun.. Dualarım sizinle. İnşallah artık güzel günler sizi bekliyor, umutvar olun🥰

          Ben de bir tüp bebek hamilesiyim. Dilerim Allah’tan bu yasadiklarinizdan daha fazla zorluk yaşamazsınız ve sağlıkla huzurla buyutursunuz bebeğinizi❤️

            Müthiş bir hikaye 👌 çok güçlü bir kadınsınız maşallah 🧿🥰 sağlıkla büyütün bebişinizi 🙏

              Kedili_Anne hepsını okudum canım Rabbım ıkınızı bırbırnıze bagıslasın olmayan cocuk ısteyen herkese nasıp etsın cok zor zamanlr atlatmıssın ama sen cok guclusun 🌸

                Kedili_Anne gerçekten çok duygulandım🌸 Anneliğin ne kutsal bir şey olduğunun kanıtı bu yaşadıklarınız..Rabbim bebişinizle güzel bir gelecek yaşamanızı,yaşatmanızı nasip etsin 🙏🏻 Çabanızı ,gayretinizi ve ümidinizi canı gönülden kutlarım 🥰

                  Kedili_Anne sizin gibi cok ama cok zor süreçlerden geçtim hala da geçiyorum bu hikayeniz bana umut oldu ben de 2 yıl kadar gebe kalmak için uğraş verdim daha sonra ben de ilk bebeğimi sizin gibi kaybettim ama benım için daha bitmemişti bu imtihan 4 ay önce de oğlumu kaybettim doguma 2 hafta ve hiç bir sebebi yok 😔sabrediyorum vazgecmedm Allah varsa umutta vardır veren de o alan da mucizemi sabırla bekliyorum 🤲❤️rabbim kızınıza hayırlı uzun ömürler versin inşallah 🤲

                    Kedili_Anne mide yannalarimdan,arada sırada olan sikayetletimi buyuttumden normal şeklini secemememden kısacası kendimden utandım Allah’ım size saglik sıhhat uzun ve hayırlı ömür nasip etsin yavrunuzla eşinizle ömür boyu çok mutlu olun çok guclusunuz ıyıkı paylastiniz bizimle…

                      Kedili_Anne Harika ötesi bir doğum hikayesine ve gebelik sürecine şahit oldum sayende. Bizde sezeryan kararı aldık ve henüz biraz yolumuz var bakalım. Evladınla eşinle sağlıklı ve güzel bir hayat diliyorum. Rabbim bugunlerini unutturacak sevinçler yaşatsın,okuduğuma bayıldım 💞