Bir sabah gözlerimi açtım ve işe gitmek üzere olan eşime “gebelik testi alıp gelir misin” dedim. Eşim şaşırdı reglim henüz yeni bitmiş sayılırdı ve hamile olmam neredeyse imkansızdı üstelik yaptığımız ilk test de bu değildi, her defasında sonuç negatif çıkmıştı. Eşim Mustafa itiraz etmedi hemen gidip aldı ve sonuç yine negatifti, şaşırmadı ve alnımdan öpüp teselli ettikten sonra evden çıktı. Testi çöpe atmak için tekrar lavaboya gittim elime aldığımdaysa bir an nefesim kesildi, kalp atışlarım hızla yükseldi ve içimden çığlık atmak istedim. Hızla pencereye koştum, arabaya binmek üzere olan eşime çığlık çığlığa bağırdım “aşkım aşkım bebek var bebek var” çılgınlar gibi elimdeki test çubuğunu sallıyor ve yerimde zıplıyordum. Yukarı çıktı, teste baktı ve inanamadı gerçekten inanamadı. Kıpkırmızı olmuş gözleri ve heyecandan titreyen sesiyle “hemen hastaneye gidiyoruz sonucu teyit ettirmeliyiz” dedi.
…işte minik kızımın hayatımızı değiştirdiği an böyle gelişti… defalarca düşük tehdidine rağmen anne kız ikimizde çok direndik, birbirimizi bırakmadık.
Hamile kaldığım günün üstünden 37 hafta geçmişti… bir akşam fotoğraf albümünden birşey göstermek üzere eşimin telefonunu elime aldım. Eski fotoğraflarının albüme eklendiğini farkettim üstelik içlerinde bir de rus bir kadınla sosyal medya üzerinden yazışmasının ekran resmi de vardı… donup kaldım gözlerime inanamadım… “bu nedir?” dediğimdeyse pek de inandırıcı olmayan açıklamalar duydum. Oysa arkadaşımla sohbet ederken “Mustafa’ya o kadar çok güveniyorum ki bir kadının üzerinde görsem güler geçerim ayağı takılıp düşmüştür derim” diyeli henüz 24 saat bile geçmemişti. Bu kadar çok güveniyorken gördüğüm şey de nereden çıkmıştı. Libidosu pek de yüksek olmayan eşim gerçekten dışarıda heyecan mı kovalıyordu, bunu anlamak veya kabullenmek imkansızdı. Sabaha kadar uyumadım ve ertesi gün bu durumu kesinlikle kabullenemeyeceğimi ve boşanmak istediğimi söyledim. Asla yemin etmeyi sevmeyen adam dünyadaki yegane kıymetlisi annesi, aşık olduğu rahmetli babası ve doğacak çocuğunun ömrü üstüne yemin etti ki o yazışma yıllar öncesine aitti ve o eski fotoların telefona nasıl geldiğini bilmiyordu. İzin ver bunu sana kanıtlayayım diyordu… happy mom’a girdim ve bir post açıp o resmi yükledim bu yazışmanın hangi sosyal medya üzerinden yapıldığını insanlara sordum. Bir sürü yorum geldi ve bir tanesi doğruydu, kısaca ok.ru adında rusyaya ait bir arkadaşlık sitesiydi. Yazıştığı kullanıcıyı arattığımdaysa işte o kadının profili tam olarak karşımdaydı. Dünyam başıma yıkıldı ve ne hissetmem gerektiğini bilemedim. Resti çektim “boşanıyoruz ve sen de itiraz etmeyecek yaptığının bedelini bu şekilde ödeyeceksin” dedim. (Detayları bahsetmiyor ve kısaca anlatıyorum) sonuç olarak aynı gün adliyeye gittik anlaşmalı olarak boşanma davasını açtık. 2 yıl önce güzel umutlarla başlayan evliliğim hiç ummadığım bir şekilde uçup gidiyordu avuçlarımdan, hiç böyle hayal etmemiştim. Bundan sonra ne olacaktı üstelik doğmak üzere olan bir bebeğim vardı. Eskiden yalnız yaşıyor ve kendi hayatımdan sorumluydum ama şimdi kızım olacak ve ondan da tek başıma sorumlu olacaktım. Boşanma dilekçesini imzalarken gelecek hayatım gözlerimin önünden akıp geçti ve sancılanmaya başladım acile gittik… ve işte kızım doğuyordu. Zaten pozisyon olarak ters duran bebeğim için ertesi gün öğlene sezeryan günü verildi.
Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç ve yepyeni korkular…
Anestezi uzmanı bazı sorular sorduktan sonra bel fıtığım olduğu için risk almak istemedi ve zaten istediğim genel anestezi ile uyutulmamı uygun gördü. Genel hazırlıklar yapıldıktan sonra uyanık bir şekilde ameliyathaneye indirildim. Burada sezeryan bölgem dezenfekte edildi, damar yolları açıldı ve gerekli diğer işlemler yapıldıktan sonra doktor kesiye başlamadan hemen önce anestezi verilerek uyutuldum. Bu andan itibaren 10 dk içinde bebeğimi bakım odasına almışlar ve onu karşılamak için kapıda bekleyen babası ve dostlarıma göstermişler bile. Bu surada yaklaşık 15 cm olan dikişlerim atılmış ve uyanmam beklenilmiş. 45 dk kadar sonra narkozunda etkisi ile acılar içinde “seni asla affetmicem ve senden boşanıcam” diye ağlayarak uyandım. Bu sırada başımı öne eğdiğimde ğöğsümü emmeye çalışan minicik beyaz tenli kırmızı yanaklı dünya tatlısı bir bebek gördüm. Bu da kimin nesi! Kara kuru birşey doğar diye bekliyordum bu pamuk bebek benim miydi! Üstelik minicikti nasıl bakacaktım ona… herkesin anlattığı gibi dünyanın en güzel duygusu vs gibi şeyler hissetmedim sadece bakımıma muhtaç bir melek vardı kucağımda ve onu herkesten ve herşeyden korumalıydım, hissettiğim duygu tam olarak buydu.
Sadece kalemle çizilmiş gibi olan ördek dudakları bana benziyor. Bunun dışında uyuma şekli de dahil olmak üzere her yeri babasının kopyası. 35 yaşımda olmamdan mı kaynaklı yoksa karakter olarak anaç oluşumdan mı bilinmez ama bebeğimin bakımı ile ilgili hiç acemilik çekmedim. İlk bebeğim olmasına rağmen yıkanması da dahil olmak üzere hepsini ben yaptım. Bu arada ameliyattan 2-3 saat sonra acılı da olsa ayağa kalktım ve eve geldikten sonra hiç yatmadım. Dikişlerimden dolayı ev süpür vs gibi işler yapamasam da sürekli hareket halindeydim bu sayede daha çabuk iyileştim. Sadece okuduğum onca doğum hikayesinde hiç bahsedilmeyen doğum sonrası ödem çok zorladı beni. 74 kilo ile doğuma girmiştim doğumdan sonra 77 kilo oldum bu ödem bir hafta sonra birden iniverdi ve 13 günlük bebeğim ile şuan 66 kiloyum. O kadar şiştikten sonra şuan kendimi manken gibi hissediyorum 🤣
İşin şakası bir yana fazla kilolar vs hepsi geçer de 11 ekim sabah 10:00 da olan boşanma mahkemem nasıl geçer onu bilmiyorum. Kucağımda kundakta bebek ile tek başıma bir hayat yaşamaya hiç hazır değilim… aile vs demeyin çünkü dediğim gibi ben zaten yalnız yaşıyordum, annem babam rahmetli ve kardeşlerim de hepsi evli ve her biri başka şehirde başka ülkede. Maddiyattan da bahsetmeyin para lazım ama herşey demek değil. Ben evliykende eşimden maddi olarak birşey görmedim, adam iflas etti evlendiğim aydan itibaren kira dahil çok şeyi ben ödedim. Parasızlığı için asla onu terk etmeyi düşünmedim… cinsel hayatımız hiç de eğlenceli değildi beyfendi sadece kendi ihtiyacını görüp kıçını dönüp uyuyordu beni bir kez olsun mutlu etmedi, bunun içinde onu terk etmeyi hiç düşünmedim. O da onun eksiği kader böyleymiş diyip içime atıp konuyu kapattım. Ama düşünsenize beni mutlu edemeyen adam sokaktaki kadınları mutlu edecek veya benim cebime üç kuruş koyamayan adam başka kadınlara ödeme yapacak neresi adalet bunun! Lohusa psikolojisi ile bunalıma girmemek için şuan hala aynı evdeyiz, kızımız reflü yatağı ile ortamızda yatıyor. Bense 2 saatte bir kızımızı emzirmek zorunda olduğum için pek uyumuyor ve genellikle sabaha kadar ağlıyorum tıpkı şu anda salya sümük ağladığım gibi. Bizim ailenin kızları çok güzeldir ama eş anlamında hiç birimizin şansı yoktur, bu sebeptendir ki bu yaşıma kadar evlenmemiştim. Hayat böyle tek başına geçmez insana bir yoldaş lazım diyip evlendim ama malesef ikinci yılımız dolmadan bende boşanıyorum bunu sindirmek çok zor olacak… rabbim böyle bir durumla kimseyi sınamasın ve rabbim kızımın Nez Lina’mın kaderini çokkkkkkkk daha güzel yazsın. Hepinize sevgiler 👋
…işte minik kızımın hayatımızı değiştirdiği an böyle gelişti… defalarca düşük tehdidine rağmen anne kız ikimizde çok direndik, birbirimizi bırakmadık.
Hamile kaldığım günün üstünden 37 hafta geçmişti… bir akşam fotoğraf albümünden birşey göstermek üzere eşimin telefonunu elime aldım. Eski fotoğraflarının albüme eklendiğini farkettim üstelik içlerinde bir de rus bir kadınla sosyal medya üzerinden yazışmasının ekran resmi de vardı… donup kaldım gözlerime inanamadım… “bu nedir?” dediğimdeyse pek de inandırıcı olmayan açıklamalar duydum. Oysa arkadaşımla sohbet ederken “Mustafa’ya o kadar çok güveniyorum ki bir kadının üzerinde görsem güler geçerim ayağı takılıp düşmüştür derim” diyeli henüz 24 saat bile geçmemişti. Bu kadar çok güveniyorken gördüğüm şey de nereden çıkmıştı. Libidosu pek de yüksek olmayan eşim gerçekten dışarıda heyecan mı kovalıyordu, bunu anlamak veya kabullenmek imkansızdı. Sabaha kadar uyumadım ve ertesi gün bu durumu kesinlikle kabullenemeyeceğimi ve boşanmak istediğimi söyledim. Asla yemin etmeyi sevmeyen adam dünyadaki yegane kıymetlisi annesi, aşık olduğu rahmetli babası ve doğacak çocuğunun ömrü üstüne yemin etti ki o yazışma yıllar öncesine aitti ve o eski fotoların telefona nasıl geldiğini bilmiyordu. İzin ver bunu sana kanıtlayayım diyordu… happy mom’a girdim ve bir post açıp o resmi yükledim bu yazışmanın hangi sosyal medya üzerinden yapıldığını insanlara sordum. Bir sürü yorum geldi ve bir tanesi doğruydu, kısaca ok.ru adında rusyaya ait bir arkadaşlık sitesiydi. Yazıştığı kullanıcıyı arattığımdaysa işte o kadının profili tam olarak karşımdaydı. Dünyam başıma yıkıldı ve ne hissetmem gerektiğini bilemedim. Resti çektim “boşanıyoruz ve sen de itiraz etmeyecek yaptığının bedelini bu şekilde ödeyeceksin” dedim. (Detayları bahsetmiyor ve kısaca anlatıyorum) sonuç olarak aynı gün adliyeye gittik anlaşmalı olarak boşanma davasını açtık. 2 yıl önce güzel umutlarla başlayan evliliğim hiç ummadığım bir şekilde uçup gidiyordu avuçlarımdan, hiç böyle hayal etmemiştim. Bundan sonra ne olacaktı üstelik doğmak üzere olan bir bebeğim vardı. Eskiden yalnız yaşıyor ve kendi hayatımdan sorumluydum ama şimdi kızım olacak ve ondan da tek başıma sorumlu olacaktım. Boşanma dilekçesini imzalarken gelecek hayatım gözlerimin önünden akıp geçti ve sancılanmaya başladım acile gittik… ve işte kızım doğuyordu. Zaten pozisyon olarak ters duran bebeğim için ertesi gün öğlene sezeryan günü verildi.
Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç ve yepyeni korkular…
Anestezi uzmanı bazı sorular sorduktan sonra bel fıtığım olduğu için risk almak istemedi ve zaten istediğim genel anestezi ile uyutulmamı uygun gördü. Genel hazırlıklar yapıldıktan sonra uyanık bir şekilde ameliyathaneye indirildim. Burada sezeryan bölgem dezenfekte edildi, damar yolları açıldı ve gerekli diğer işlemler yapıldıktan sonra doktor kesiye başlamadan hemen önce anestezi verilerek uyutuldum. Bu andan itibaren 10 dk içinde bebeğimi bakım odasına almışlar ve onu karşılamak için kapıda bekleyen babası ve dostlarıma göstermişler bile. Bu surada yaklaşık 15 cm olan dikişlerim atılmış ve uyanmam beklenilmiş. 45 dk kadar sonra narkozunda etkisi ile acılar içinde “seni asla affetmicem ve senden boşanıcam” diye ağlayarak uyandım. Bu sırada başımı öne eğdiğimde ğöğsümü emmeye çalışan minicik beyaz tenli kırmızı yanaklı dünya tatlısı bir bebek gördüm. Bu da kimin nesi! Kara kuru birşey doğar diye bekliyordum bu pamuk bebek benim miydi! Üstelik minicikti nasıl bakacaktım ona… herkesin anlattığı gibi dünyanın en güzel duygusu vs gibi şeyler hissetmedim sadece bakımıma muhtaç bir melek vardı kucağımda ve onu herkesten ve herşeyden korumalıydım, hissettiğim duygu tam olarak buydu.
Sadece kalemle çizilmiş gibi olan ördek dudakları bana benziyor. Bunun dışında uyuma şekli de dahil olmak üzere her yeri babasının kopyası. 35 yaşımda olmamdan mı kaynaklı yoksa karakter olarak anaç oluşumdan mı bilinmez ama bebeğimin bakımı ile ilgili hiç acemilik çekmedim. İlk bebeğim olmasına rağmen yıkanması da dahil olmak üzere hepsini ben yaptım. Bu arada ameliyattan 2-3 saat sonra acılı da olsa ayağa kalktım ve eve geldikten sonra hiç yatmadım. Dikişlerimden dolayı ev süpür vs gibi işler yapamasam da sürekli hareket halindeydim bu sayede daha çabuk iyileştim. Sadece okuduğum onca doğum hikayesinde hiç bahsedilmeyen doğum sonrası ödem çok zorladı beni. 74 kilo ile doğuma girmiştim doğumdan sonra 77 kilo oldum bu ödem bir hafta sonra birden iniverdi ve 13 günlük bebeğim ile şuan 66 kiloyum. O kadar şiştikten sonra şuan kendimi manken gibi hissediyorum 🤣
İşin şakası bir yana fazla kilolar vs hepsi geçer de 11 ekim sabah 10:00 da olan boşanma mahkemem nasıl geçer onu bilmiyorum. Kucağımda kundakta bebek ile tek başıma bir hayat yaşamaya hiç hazır değilim… aile vs demeyin çünkü dediğim gibi ben zaten yalnız yaşıyordum, annem babam rahmetli ve kardeşlerim de hepsi evli ve her biri başka şehirde başka ülkede. Maddiyattan da bahsetmeyin para lazım ama herşey demek değil. Ben evliykende eşimden maddi olarak birşey görmedim, adam iflas etti evlendiğim aydan itibaren kira dahil çok şeyi ben ödedim. Parasızlığı için asla onu terk etmeyi düşünmedim… cinsel hayatımız hiç de eğlenceli değildi beyfendi sadece kendi ihtiyacını görüp kıçını dönüp uyuyordu beni bir kez olsun mutlu etmedi, bunun içinde onu terk etmeyi hiç düşünmedim. O da onun eksiği kader böyleymiş diyip içime atıp konuyu kapattım. Ama düşünsenize beni mutlu edemeyen adam sokaktaki kadınları mutlu edecek veya benim cebime üç kuruş koyamayan adam başka kadınlara ödeme yapacak neresi adalet bunun! Lohusa psikolojisi ile bunalıma girmemek için şuan hala aynı evdeyiz, kızımız reflü yatağı ile ortamızda yatıyor. Bense 2 saatte bir kızımızı emzirmek zorunda olduğum için pek uyumuyor ve genellikle sabaha kadar ağlıyorum tıpkı şu anda salya sümük ağladığım gibi. Bizim ailenin kızları çok güzeldir ama eş anlamında hiç birimizin şansı yoktur, bu sebeptendir ki bu yaşıma kadar evlenmemiştim. Hayat böyle tek başına geçmez insana bir yoldaş lazım diyip evlendim ama malesef ikinci yılımız dolmadan bende boşanıyorum bunu sindirmek çok zor olacak… rabbim böyle bir durumla kimseyi sınamasın ve rabbim kızımın Nez Lina’mın kaderini çokkkkkkkk daha güzel yazsın. Hepinize sevgiler 👋