Psikoloğa gidiyorum, daha doğrusu 5 senedir bir fiil duzenli olarak giderim. Ruhsal problemim oldugu icin degil, kendimi geliştirmek hatalarımı görmek farkındalığımı sağlamak icin. Son 2 senedir ise evladıma bir seyler katabilmek icin gidiyorum. Bundan dolayı mıdır bilmiyorum ama herkes bana cok kolay atlattıgımı soyledi. Saglik sorunumdan dolayi hep bir bebek durumu celiskiliydi yuksek riskli gebelik grubundaydım. Hamile kaldığımda maalesef ki bu durum hep içime doğdu. Ne kadar kabul etmek istemesem de hep bir sorun yaşayacağımı hissettim genelde hislerim cikar çünkü hamileligimi ve bebegimin cinsiyetini de rüya yolu ile ogrenmistim. 12. Haftada bebeğime megasistis tanısı konuldu, bebeğin uretra kanalı gelişmiyor ve ıdrarini dışarı atamıyor. Kendim de hemsireyim bu arada. Once hastalığım ile ilgili olduğunu düşündüm, acaba bunu ben mi yaptim acele mi ettim diye dusundum. Sonrasinda bir suru doktor gezmelerim oldu. 3 peritonoloji prof dr, 3 kadin dogum doktoru, 1 radyoloji 1 de girişimsel radyoloji dr gezdim. Bir suru makale okudum, araştırdım. Maalesef ki kız bebeklerinde bu megasistis tanisinin çözümü yok ve yaşayan da yok. Bunların mm oranları var ancak benim bebegimin mesane boyutuna gore yasama ihtimali imkansız. Bir ihtimal anne karnında müdahale edilerek yaşarsa ki o da bir suru cerrahi islem gerektiriyor, diyalize bağımlı bir bebek olarak dogacakti çünkü böbrekleri iflas etmişti. Foley sondaya bağımlı olacaktı. Uygun böbrekler bulunabilecek miydi? Yoğun bakımı o küçücük bedeni kaldirabilecek miydi? Amniyon sıvısı da azaldigi icin prematüre bebek olacaktı, akciğerleri gelismemis olacakti ve yeterince oksijen alabilecek miydi? Bir anne olarak cok zor ama sağlıkçı bir anne olup bilmek cok cok zor. Cunku yaşayacağı şeyleri biliyorum, nasil müdahale edileceğini nasil caninin yanacagini biliyorum. En acısı da bunun asla çözümü ve tedavisi olmadığını biliyorum. Doktor doktor gezmemin amacı belki bir umut belki benim bilmediğim bir çozumu vardir diye arandım. Fetal dna temiz, cvs yapıldı temiz. Bana zaten amniyon sivisi azalmasından dolayi cerrahi müdahale edilmezse max 17. Haftaya kadar yasayabilir demişlerdi. En son kontrole gittiğimde bebegimin kalbi artik yavaşlamış hareket etmiyordu. Ve genelde hep uzanarak yatan, uzanırken elini ayağını kıpır kıpır oynatan kızım o gun ilk defa cenin pozisyonundaydı ve sanki öleceğini kabul etmis gibi tevekkül ediyordu. Bu görüntü beni o kadar etkiledi ki. Bu arada hamilelikle ilgili saglik sorunumdan dolayi endişelerim varken bebegim benim kan degerlerimi düzeltmiş, otoimmun hastaligim sayesinde yatışmıştı. Ben hayatım boyunca hep çocuk sahibi olmaktan korktum, bunun sebebi yaşamış oldugum seyler. Özellikle kız çocuğum hic olsun istemedim icime doğmuş olsa da hep erkektir diyerek umut ettim çünkü hep kız çocukları annelerinin kaderini yaşarmış diye düşünürdüm ve ya onu koruyamazsam ya bir şeyleri fark edemezsem diye cok korkardım. 14+4te kaybettim kızımı. Sonra bir prof doktor bana şöyle açıkladı. Bu 15binde gorulen nadir bir durum, genetik her sey temiz hiçbir sorun yok. Embriyo oluşurken organlar farklı farklı yerlerde oluşur ve bir kıvılcım elektriklenme ile bu organlar birleşir. Bu kader dongusudur. İste bu birleşim esnasında bir kadersel döngü olmus ve uretrasi o kivilcimda yanlis gelişmiş. Buna maalesef sadece kader diyebiliyoruz. Demisti. Sonrasinda gerçekten psikologumla konustum, cok farklilastim. Allaha daha cok tevekkül ettim. Bu arada oyle kapalı namaz kılan aşırı dindar biri degilim ama inancım var duaların gücüne inanirim. Daha sonra bir astrolojik dogum haritası baktırdım. Haritamda bu yasadigim hamileligin merkur ve Venüs retrolarina denk geldiğini, bunların ise benim icin anlami hayatıma kadersel bir dongunun yaşamış olduğumun ve benim hayatımın dönüm noktasının oldugunu açıkladı. Aslinda bana bir sey öğretmek icin dünyaya geldi, vadesini doldurdu ve gitti. Ben 10 haftalik hamileyken eşim bir rüya gördü, bunun dini boyutunu bir hocama yorumlattim. Gerçekten rüyada bile bu mesaj verilmiş. Sonra kabullendim. Her gece uyuduğumda aklıma geliyor, kızımla bir gun umarım cennete karşılaşma imkanım olur diye dua ediyorum. Bu benim bir imtihanımdı. Asla isyan etmedim hatta ağlarken bile Allahim isyan ettiğimden degil üzüldüğümden ağlıyorum nolur bunu isyan olarak görme diye dua ederdim. Kurtaj oldugum son gun ise onunla karnımda vedalaştım. Artik rabbime emanetsin dedim. Sanirim bana da en buyuk gücü bu verdi diye düşünüyorum. 2bucuk ay oldu kurtaj olalı. Gebelik tekrardan planlıyorum ama korkularım var. Yine de hep pozitif düşünmeye çalışıyorum. O dönem Ruhsal olarak ise bir sure gebe birini görmek istememiştim. Sosyal medya hesaplarımı kapatmıstım. Kıskançlık gibi degil de kendim icin üzülüyordum çünkü. Kurtaj olduktan hemen sonra 3üz bebek doğmuştu. Onlarin ağlamasını duyunca onlar icin cok sevinsem de acımdan dolayi cok ağlamıstım. Hatta annemler görüp uzulmesin diye ebeden rica edip beni baska bir odaya muayene için çağırmasını istemiştim ve çığlık ata ata aglamıstım. Hepsi geçiyor işte. Bir yerde hep sızısı kalıyor ama acıya da alışıyor insan. Böylesi bile zorken insanın yaşarken evladının acı çektiğini görmesi veya başına bir durum gelmesi cok başkadır. Allah isteyen herkese saglikli hayırlı kolay bir gebelik geçirmeyi, saglikli hayırlı guzel ahlaklı ve imanlı bir evlat sahibi olmayı nasip etsin