Biz eşimle 2,5 yıl boyunca çocuk sahibi olmaya çalıştık. Önce aşılama, sonra covid sebebiyle zorunlu bir ara ve geçen yaz sonu başarısız sonuçlanan bir tüp bebek… Tüp bebekteki o iki haftalık bekleme süresinde “Herkesin o kadar sıtkı sıyrıldı ki bizim çocuk meselemizden, hamile olursam kimse şaşırmayacak, herkes rahat bir nefes alacak” diye üzülmüştüm. İki haftayı tamamlayamadan gelen kanama son derece travmatizeydi, artık daha fazla dayanamadım ve eşimle bir yıla yakın bir ara vermeye karar verdik. Bu arada ben psikolojik yardım almaya başladım çünkü derin bir depresyona girmiştim. Bir yandan da kendimi iyileştirmeye odaklandım, sağlıklı beslenip spor yapmaya başladım. Şubat ayında adet görmem gereken günden üç gün sonra başladı kanamam ama bir türlü sökülmedi. Demirim düşüktü en son, ona yordum, çok üstünde durmadım. Hayatıma olduğu gibi devam ettim. Ağır da taşıdım, sporumu da yaptım. Kanama lekelenme olarak devam etti ama bir türlü kesilmedi. Sonunda spora iki gün ara verdiğimde kanamanın azaldığını fark ettim, içime bir kuşku düştü. “Bir gebelik testi yapacağım, olmadığını biliyorum ama maksat içim rahat etsin” dedim eşime. Ertesi sabah kalktım, testi yaptım ama o kadar emindim ki negatif olduğuna “Şu testi yapayım da gidip sporumu yaparım” diyordum. Öyle ki teste bile bakmadım o sıra, internette gezindim. Testi elime aldığımda ikinci çizgi kopkoyuydu, gözlerime inanamadım. Eşim uyuyordu, bağıra çağıra uyandırdım adamcağızı. “Burada iki çizgi mi var?” Diye. Halbuki ikinci çizgi de ilki kadar belirgindi. Ama o kadar inanamadım ki bana sanki üçüncü bir çizgi de belirmesi gerekiyormuş, ben onu bekliyormuşum gibi geldi. Eşim böyle öğrendi. Şimdi 6. Haftadayız. Doktorumuz çevremize söylemek için kalp atışını duymayı beklememizi önerdi ama biz zaten ailelerimize bile en erken 1-1,5 ay sonra söylemeyi planlıyoruz. Allah korusun ama işler yolunda giderse yine teselli edilen insan olmak, çevremdekilerin bana acıdığı fikrine kapılmak istemiyorum sanırım.