HukukcuBirAnne sevgili meslektaşım, ne yazık ki yazdıklarınız dahi anlaşılmamış. Bir annenin kızına bırakabileceği en büyük miras, onun hiç bir erkeğe muhtaç olmadığı, kendi ayakları üzerinde durabilecek gücünün olduğu gerçeğini öğretmek. Ne yazık ki, toplumumuzda evlenmemek, çocuk sahibi olmamak hala bir tercih olarak görülmüyor.
Burada çoğu arkadaşımızın dediği gibi, avukat, doktor, hakim, polis her türlü meslek grubundan fiziksel, psikolojik, cinsel şiddet haberlerini üzülerek izliyoruz. Tabi ki mesele tamamen okumak ve meslek sahibi olmak ile alakalı değil, tamamen "iyi insan" olmakla ilgili. Fakat ülkemizdeki verilerden hareket ederek gerçeği gözardı edemeyiz. Veriler bize, Yeterli eğitimi almamış, kendini bireysel olarak geliştirememiş, yaşadığı bölgenin saçma sapan kültürünü sorgulayamayan insanların şiddete daha meyilli olduğunu apaçık gösteriyor. Şu an eşimin işi sebebiyle Ağrı'da yaşıyorum. Avukatım ve sadece 1 yıldır yaşadığım şehirdeki sorunlar çok can yakıcı. Halihazırda dedesi, babası, abisi, ailesindeki herhangi bir erkek izin vermediği için, "imam nikahlı" olarak başka "kadınlarla" yaşayan, evine ve çocuğuna bakmayan kocalarını "boşayamayan" birçok kadınla tanıştım. İl merkezinde durum böyleyken kırsalda durumlar çok daha vahim. Bu yüzden eğitim şart, bu yüzden kadınlarımızın kendi ayakları üzerinde durması şart.
Ben de 18 yaşındayken hayatın her türlü halini gördüğümü, arkadaşların tabiriyle "hayat okulundan" mezun olduğumu düşünürdüm, ergenlik çağındaki her genç gibi. O hayat okulu sizin sandığınız gibi değil maalesef. Bu nedenle eğitim şart. Henüz hayatın çok başında olan gencecik kadınlarımızın, kendilerine uygun eğitim ile kendi ayakları üzerinde durması Z O R U N L U. Bundan sonraki nesiller bizim elimizde. Kadına saygılı olan erkeği de biz yetiştireceğiz, her işin altından tek başına kalkabilen kadını da biz yetiştireceğiz. 🎈