endlesslove1 Acınızı yürekten paylaşıyorum, başınız sağ olsun, Rabbim sabırlar versin inşallah. Ben de 9 mayısta 25 haftalık kızımı sonlandırma ile kaybettim. İçimdeki acıyı tarif etmem imkansız. Ama birbirimizi anlarız. Aynı tepkileri aldım ben de. Doğmamış olduğu için sanki yas tutmaya da hakkımız yok gibi. Bir yas kitabında okumuştum, haklarından mahrum bırakılmış yas olarak tanımlıyor yazar ve bizimkiler gibi doğmadan kaybedilen bebeklere toplumun yaklaşımı bu maalesef. Çünkü bunu belki bir düşük gibi algılıyorlar, ki onda bile kimin ne çabalarla ne hayallerle beklediği bebeği ilk haftalarda düşüyor, ama büyümüş bir bebeğin kaybı daha acıtıyor sanki.
Sürekli “yine olur, gençsin/ ağlama ağlamayı getirir derler çok üzülme/ artık aşman lazım sürekli aynı şeyi düşünme…” liste uzar da gider. Gidenin yeri dolacakmış gibi, söyledikleri o kadar canımı yakıyor ki.
Lohusalık bitimi bende de çok değişik şeyler uyandırmıştı. Doğumdan hemen sonra sütüm geldiği için ağladım, sütü burada ama bebeğim yoktu. Göğsüm doldu taştı, ağrısına ayrı kaybıma ayrı ağladım. İkinci gebeliğimdi, ikisinde de sezaryen oldum. İlkinde 15-20 gün süren kanama, bu sefer tam 40 gün sürdü, ilaç verdi doktor, yoksa belki daha da uzayacaktı. Kanamam bitti diye oturdum ağladım sonra. Sanki yavruma ait son parça da bedenimi terk etmişti.
Memlekette bir mezarı var. Kaybettiğimden bu yana bir kez görebilmiştim. Şimdi tekrar geldim. Onsuz geçen zamanımın telafisi gibi, günde 2 kez gidiyorum yanına. Bugün yağmur yağdı, 3 yaşındaki oğlumla mezar başında dua ederken yakalandık. Normalde yağmurda ıslanmayı sevmem ama iki yavrumla birlikte yağmurda ıslanmak bile iyi geldi bugün. Artık onu her gördüğüm güzel şeyde görmeye çalışıyorum. Aklıma mukayyet olmamın başka yolu yok çünkü. Sizlere de rabbim sabırlar versin, imtihanımızı kolaylaştırsın inşallah 🙏🏻