Merhaba güzel anneler, anne adayları ve anne olabilmek için emek verenler…
Doğum hikayemi yazıp yazmama konusunda çok kararsızdım, çünkü üzerinden hayli zaman geçti. Doğum yapar yapmaz yazmayı planlıyordum ama bugünlere kaldı. Oğlum 16 aylık oldu.🙈Sonuç olarak yazmaya karar vermiş olduğuma göre, anlatmaya başlayayım. Bu benim ikinci doğumuma ait bir hikaye.
Allah’a şükür genel anlamda güzel bir hamilelik geçirdim. Öğretmenim ve okulda çok fazla ayakta kalıyordum. 29. haftamda kasıklarımda çok fazla baskı hissederek okul çıkışı doktoruma gittim. Bebeğimin doğum pozisyonu almış olduğunu ve başını kanala iyice yerleştirdiğini öğrendim. Rahim ağzı uzunluğu 33 mm’di yanlış hatırlamıyorsam. Doktorum kendimi çok yormamamı söyledi. 29.haftama kadar neredeyse her gün en az yarım saat tempolu yürüyüş yapıyordum. Bu durum ortaya çıkınca tempomu azaltarak ve süreyi kısa tutarak, haftada bir iki günü geçmeyecek şekilde yürüyüşlerime devam ettim. Doktorum yasaklamamıştı çünkü.(Şekerimi dengede tutmak için bunu yapıyordum.) 32.haftama geldiğimde rahim ağzının 25 mm’e düştüğünü, bebeğin başının çok fazla aşağıda olduğunu, bunun erken doğum riski yaratabileceğini söyledi doktorum. Tedbir amaçlı ciğer geliştirici iğne yapıldı ve artık okula gitmememi tavsiye etti. Doğum iznine ayrıldım. Yürüyüşleri tamamen bıraktım. Kendimi çok yormadan ama her işimi de yapmaya devam ederek doğum zamanının gelmesini beklemeye başladım. Bekle, bekle, oğlumun erken geleceği yoktu. Doğumla ilgili en başından beri beni endişelendiren bazı durumlar vardı: Yaşadığım ilçede sadece devlet hastanesi bulunuyordu. Takibimi yapan doktorumun özel muayenehanesi vardı ve doğumu il merkezinde anlaşmalı olduğu bir hastanede sezaryen olarak yaptırıyordu. Normal doğum beklediğim için doğumu kendi doktorum yaptıramayacaktı. Bu durumda istemesem de devlet hastanesinde doğuracaktım. 35.haftamdaki kontrolümde doktorum bebeğimin boynuna 1 tur kordon dolandığını ve normal doğum için risk olabileceğini söyledi. Endişelendik. Böyle bir durum varken devlet hastanesinde doğum yapmak istemedim çünkü yenidoğan yoğun bakım ünitesinin yetersiz olduğunu arkadaşlarımın tecrübelerinden öğrenmiştim. Doktorumun anlaşmalı olduğu hastanede bir doktorla devam etmeye karar verdik. O doktora, bebeğimin boynunda 1 tur kordon varmış dediğimde, güldü ve dalga geçti. "1 tur mu, bunu size doktorunuz mu söyledi? Doktorunuz sizi boşuna endişelendirmiş. Biz 3-4 tur olmadıkça bunu hastalarımıza söylemiyoruz bile, bu normal doğuma engel değil, dedi. İçimiz rahatladı ve doğumu orada yapmaya karar verdik. Asıl endişe burada başlıyordu. Benim ilk doğumum çok hızlı olmuştu ve doğum başlamadan önceki son yarım saate kadar tavan yapmış olan sancılarımı hissetmemiştim. Kontrole diye gitmiştim, 4 cm açıklıkla hastaneye yatmıştım ve 3 saat sonra doğurmuştum. Bunu bildiğim için kış vakti buzlu yollarda il merkezine nasıl yetişirim, acaba yine sancılarımı hissetmez miyim, ya yolda doğurursam, bebeğimin boynunda da kordon var gibi düşünceler beni geriyordu. Sürekli kendimi yokluyordum, sancım var mı ağrım var mı? 38+3 olmuştuk ve bebeğimin doğmaya pek niyeti yok gibiydi. Gebelik boyunca eşimle çok az ilişkimiz olmuştu. O gün sabah birlikteliğimiz oldu. Gece yatağa girdiğimde belimde geçmeyen bir sızı başladı. Canımı acıtmıyordu ama varlığını da hissettiriyordu. Ee, ben de zaten hastaneye yetişemem korkusuyla ufacık bir belirtiye bakıyordum. Hemen devlet hastanesine gittik açıklık kontrolü yapıldı. 2 cm açıklığım vardı. Düzensiz ama yüksek sancılarım vardı. Ebeler, madem doğumun hızlı oluyor, oyalanma yola çık, dediler. Hemen yola çıktık. Gece 3 gibi hastaneye yerleştik. Açıklık sabah 3 cm olmuştu. 100′ü gören düzenli sancılarım vardı ama ben hiçbirini hissetmiyordum. Evde kalsaydım muhtemelen fark etmeyecektim. Doktor saat 12.00 gibi kontrol ettiğinde açıklık 4 cm’di. Suni sancı takıldı. O sırada ben geziniyorum, göbek atıyorum, eşim kameraya çekiyor. Annem ve kızım da yanımda bekliyoruz doğumu. Ebe suyunu patlatalım, dedi. Tamam, dedim. Patlattı. Daha sonra buna pişman olacaktım ama olan olmuştu. Saat 14.00 civarı çok ani bir şekilde sancı hissetmeye başladım. Öncesinde suyumun patlatılmasından dolayı altıma işiyormuşum hissi veren durum dışında herhangi bir hissiyatım yoktu. Tamam, ben doğuruyorum, doktoru çağırın, dedim. Sancı odasında bekliyordum ve doğum odası iki oda yandaydı. Eşim doktora bakmaya gitti ama bulunduğumuz kat bomboş. Doktor yok, ebe yok, hemşire yok. Meğer benden önce doğuma aldıkları kadının normal doğumu, kordon sarkması yüzünden aniden sezaryene dönmüş. Herkes apar topar aşağı kattaki ameliyathaneye inmiş. Beni aldı mı bir endişe. Hah, şimdi kendi kendime doğuracağım, kaderimde bu varmış, deyip bunalıma girdim. Doğuruyorum, diye bağırınca yazık, veznede bekleyen kız geldi yanıma. Beni doğum odasına götürdü. Elinden de bir şey gelmiyor. Çatala çıkardı beni, o bana bakıyor, ben ona. Eşim de gelmiş arkamızdan. 😁Neyse 15 dakika sonra ebe koşarak geldi. Eşim kalabilir miyim, dedi. Kal, dedi ebe. Aşırı ıkınma isteğim var ama ebe tut kendini diyor. Oğlum, elini yüzüne koymuş, öyle doğmaya çalışıyormuş.😅 Gerek suyumun olmaması, gerek boynundaki kordon, gerekse elinin yüzünde olması sebebiyle ıkınma sürem kızımın doğumundan daha uzun sürdü ve yordu. (Kızımda suyum doğum anında patlamıştı ve balık gibi kayarak hızlıca doğmuştu.) Oğlumun başının bir kısmı dışarı çıktığında ebe bak oğlun burada dedi. Elimi başına götürdü, ıslak ve sıcacıktı. Çok güzel bir histi. Ebenin tut kendini demesine rağmen ıkınma hissime hakim olamadım ve biraz yırtığım olarak doğdu bebeğim. (Saat 14.50) Göğsünü aç dedi, önlüğü tamamen açtık ve oğlumu göğsüme yatırdı. Yarım saat kadar yırtıklarımı dikmekle uğraştı. O sırada oğlum hep göğsümdeydi. (Dikiş düşündüğümden uzun sürünce herhalde komple paramparça oldum, diye düşündüm ama evde kontrol ettiğimde toplasam 3-4 dikişim vardı. Her biri farklı yerlerde olunca uzun sürmüş.)Eşim tüm doğum sürecinde fotoğraf ve video çekmekle meşguldü. Sağ olsun, karımın elini falan mı tutsam diye hiç düşünmedi.😅 Oğlumu giydirdiler. Eşimin kucağına verdiler. Ben de ayağa kalktım. Tıpış tıpış odamıza döndük. Akşam taburcu olabilirsiniz, dedi doktorum. Tam hazırlandık, çıkacağız. Sistem olmadığı için doğum raporu çıkaramadık, dediler. Ertesi sabah çıkışımızı yaptık. Oğlumu çok bekledik. Tedavi ile hamile kaldım. İkinci kez bana anneliği yaşatan rabbime şükürler olsun. Darısı tüm bekleyenlerin başına. Sevgiler.🌸