40+2’de sabah 4K yürüyüp sonra da bütün evi temizledikten tam 10 dakika sonra başlatıyor doğumu küçük kız. Biraz nişan biraz su..
Ebemle konuşuyoruz sürekli. Heyecanlı bir bekleyiş.. Her şey çalıştığım yerden geliyor. Suya doğum yapıcam ya.. Anlatılanlar okuduklarım hepsi bir bir oluyor..
Kasılma acılarından mutlu olunur mu oluyorum valla:)
01.13 hastaneye giriyoruz..
Kasılmalar şiddetleniyor.
02.45 ebem hastaneye geliyor.
Fatma ana eli otunu koyuyoruz suya.
5cm açıklık..
Su kesesi açılıyor.
Sancılar.. Derin nefesler.. Tahta tarak veriyor ebem onu sıkıyorum.. Aromaterapi yağları kullanıyoruz ağrıyı azaltması için..
Sonra bi anda gelen ıkınma isteği.. Tutmalıyım sanıyorum daha çok erken, ebem bırak diyor tutma ıkın..
Sonra doktorum geliyor.
Hızlı bi muayene ve doğumhaneye iniyoruz diyor.
Ve hala herkes o kadar sakin o kadar soğukkanlı ki eşim mayosunu almaya çalışıyor.
Bu doğum suya olacaaaaak!!
Kendimi doğumhanede çatalın üzerinde buluyorum. Hayır bıraksalar sedyede doğuracağım, arkadaş ne suyu ne havuzu..
Her şey o kadar hızlı o kadar yüksek ki dünyaya kapatmışım kendimi.. Bebeğimi görüyorum sadece. Ormanın ortasında bi başımayım sanki.. Etrafımda dev ağaçlar ve ben bi hayvanım.. Sonra ebemin sesiyle dönüyorum dünyaya. Kızıyor baya baya “Onu yapmaaaa istemiyorum, bunu yap.” diye nasıl doğru ıkınacağımı anlatıyor.. Dinliyorum. Ekibi dinlemezsem bu iş olmayacak, onu anlıyorum bi anlığına..
Sonra çatalda 3 ıkınma..
03.56’da kızımı kucaklıyorum..
Aktif doğumun 1 saat 11 dakika sürdüğü, epidural vs hiçbir müdahale olmayan, sadece 1 dikişimin olduğu bir hikayenin sonunda doğumhaneden kızım kucağımda eşim yanımda yürüyerek odaya çıkıyorum.
Şimdi kızım 44 günlük.. Allah herkese sağlıklı ve mutlu bir doğum nasip etsin 🙏🏻
Doğum şeklini de anne değil bebek seçiyormuş, yaşayınca anlıyor insan:)