denizmanzarasi çok güzel bir yola çıkmışsiniz. Allah en hayırlı zamanda sağlıkla kucağıniza almak nasip etsin inşallah 🌸 bir de Hazreti Meryem in doğum hikayesi var annesi Hz Hanne nin duası . Bir kac hocadan Hanne gibi dua edin lafını duydum . Onu da okuyun mutlaka. Buraya da kopyalayayim.
Hanne, İsrail oğullarının ileri gelenlerinden ve soyu İbrahim’e dayanan İmran’ın eşidir. Eşi gibi takva, ilim ve ihlas sahibi olan bir mümine olan bu kadın, uzun yıllar evlat hasreti çekiyordu. Bir gün Allahım bana bir çocuk verirsen onu, senin Beyt’i Maksidine hizmetçi olarak ahd ediyorum’ diyerek bir niyaz da bulunmuş.Allah da duasını kabul ederek ona hamileliği nasip etmişti. Ancak hiç beklemedği bir anda kendisine bahşedilen bu çocuk, kızdı. Çocuğun kız olmasına bir itirazı yoktu, olamazdı. Ne var ki, Beyt-i Makside kız çocuğu kabul edilmiyordu. Herşeye rağmen Hanne, adağını yerine getirmek üzere çocuğu alıp Beyt-i Maksidin görevlilerine teslim etmeliydi. Fakat, Hanne’nin şu çocuğunu bu ibadet mahallini teslim etme isteği, yavrularını bir sebeple cami avlusuna bırakanların tutumuyla da karıştırılmamalıydı.
Onun ki bir adayıştı. Evladını, tümüyle Allah yolunda hizmet etmesi için yapılan bir adayış. Yıllardır annelik özlemi çeken bir kadın, bebeğine doymadan** ‘Rabbim karnımdakini tümüyle hür olarak sana adadım, benden kabul buyur.’ (Ali İmran,35**) diyerek bir fedakarlık soyluluğu yapıyordu. Hele bir büyüsün, serpilsin, gençliğini yaşasın sonra adağımı yerine getiririm de demiyordu.
İlk defa bir kız çocuğunu mabede hizmetçi olarak verecek olan Hanne, bu eylemini Hz. Musa şeriatının tahrif edildiği, kadının aşağılandığı, dışlandığı ve onu sadece kocasının ve çocuklarının hizmetçisi gibi gören toplumsal geleneğe rağmen yapıyordu.
O,Rabbim kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir,,’ (Ali İmran,36) ** derken, soyunu devam ettirmeyeceğinden, kendisine bakmayacağının değil, en yüce kapıya, tahamüllere göre en dayanıklı din hizmetçisini adayamadığının endişesini yaşıyordu. ‘Ona Meryem adını verdim’ (Ali İmran, 36) derken, Rabbinden gelene razı oluyor, boyun büküyor ve onun, Ona layık, Saliha bir kul olması için** ‘ Ben onu, soyunu kovulmuş şeytandan sana sığındırırım’ ( Ali İmran, 36) dierek niyaz ediyordu. Rabbi de onun dileiğini ve adağını kabul etmişti. Hz. Allah, zaten samimi ve içten bir adayışta bulunan kullarının adağını kabul ederdi. (Maide, 27)** Kabul etmişti ki, bu samimi adağının, güzel bir çiçek gibi yetiştirilmesini temin etmek ve ona bahçıvanlık yapmak nasp olacaktı.
Bu yazıyı internetten aldim siz daha detaylı bakarsiniz 🙂