Herkese merhaba,
Hepimizin iple çektiği, 9 ay boyunca sadece o günü beklediği süreç benim için tamamlandı ve sonu çok güzel, tüm beklemeye, tüm acılara değiyor umarım sizde sağlıkla kucağınıza alırsınız. Biraz uzun anlatacağım çünkü okuduğum doğum hikayelerinde en çok hoşuma gidenler hep en uzun, en ayrıntılı olanlardı benim gibi sevenler için ben de kendi hikayemi yazacağım. :)
Çok kolay bir hamilelik geçirdim. Ne bulantılarım oldu ne de ağrım, sancım. Aklıma hiç kötü bir şey getirmemeye çalıştım tüm hamileliğim boyunca. Hep olumlu düşündüm. Doğumdan korkuyordum ancak aklıma getirmemeye çalıştım. Bu çocuk içeri bir şekilde girdiyse bir şekilde de çıkacak diyerek kendimi rahatlatmaya çalıştım. Öğretmenim. Sabahları eşimi işe gönderdikten sonra günümü online derslerimle geçiriyor, derslerden sonra yemek ve temizlikle ilgileniyor eşim eve dönünce de birlikte televizyon karşısında mayışıyorduk. Çok sakin geçti günlerim. Pandemiden dolayı hep evde ve hep ikimizdik.
Öyle böyle derken 30. haftalar geldi. Bebek odası hazırlama, eksikleri tamamlama, yıkayıp ütüleme, ev temizliği, çanta oluşturma derken 38 haftalık oldum sonunda. Bundan sonrası ağırlaştım. Birazda sıkıldım. Artık doğurmak istiyor, her gün acaba bu doğum belirtisi mi diyerek en ufak bir değişikliğe heyecanlanıyordum. Sağlık ocağındaki son kontrolüme gittiğimde ilk gebeliklerin 42′ye kadar bekletildiğini söylediler. Allah’ım o kadar hayal kırıklığına uğradım ki. Hep 38 olunca doğar diye bekliyordum. Doğmadı. Eşimle her gün yürüyüş yapıyorduk. Onun dışında doğum için ne yazık ki özel bir hazırlığım olmadı. Birkaç kez heves edip pilates topunda zıpladım o kadar. 39+4′te hafif bir bel ağrım vardı. Hatta baya heyecanlandırdı beni ama ertesi gün yani 39+5′te yine hiçbir şey yoktu. Akşam otururken eşimi işten aradılar acil gitmesi gerekiyormuş, gitti ve saat 1 gibi ancak geldi. Tabii hemen uykuma devam ettim. Sabah 4 gibi tuvalet ihtiyacım için uyandım. Ardından tekrar uykuya dalmayı beklerken farkedemeyecek kadar hafif sancılarımı hissettim. Önce uyku sersemi anlamadım sonra sancıların saatlerini not etmeye başladım. İnanılmaz bir sakinlik geldi. 04:34… 04:42… 04:48… 04:52… 04:58… böyle devam ediyordu. Saatler hala aklımda. O an hissettiklerimi asla unutamayacağım herhalde. Ben sancımı evde çekmek istiyordum. Bu yüzden eşimi uyandırmak istemedim o hemen hastaneye gitmek isterdi. Sancılar hafif adet sancısı gibiydi. Hiç zorlanmadım. Ardından tuvaletim geldi. Tuvalete gittiğimde sancıların sıklaşmasıyla suyum da geldi nişanım da ancak sancılar hala zorlamıyordu beni. Temizlenip tekrar yatağa döndüm. Saat 6 olmuştu. Sancılar biraz ağırlaşmıştı ama adet sancılarımla aynı şiddetteydi. Karşılarken hiç zorlanmadım. Kıpırtılarıma eşim uyandı. Hemen hastaneye gitmemizi istedi. Kabul edip hazırlandım. 17 Şubat sabahı saat 07:00′de hastaneye gitmek üzere yola çıktık. Acilden giriş yaptık.
Doğumhaneye girer girmez ebe açıklığımı kontrol etmek istedi. Çatala çıktım. 6 cm olmuş. Kemik yapım çok uygunmuş çok rahat doğurabileceğimi söyledi eşime hatta öğlene kadar kucağıma alırmışım oğlumu. Evrakları doldurdum ardından doğumhanenin yanındaki odaya geçtim. İnanılmaz güzel kar yağıyordu. Eşimle el ele tutuşup camdan karları izledik. Oğlumuzla olan günleri hayal ettik ve sancıları birlikte karşıladık. 9′da doktorum geldi. Doğumhaneye çağırdı beni ve açıklığımı kontrol etti. 8 cm olmuş. Çok iyi gittiğimi söyledi. Kesemi patlatmayı ve suni sancı vermeyi teklif etti kabul etmedim. Müdahalesiz olsun istiyordum. Doğumhaneden odaya doğru giderken artık sancılar çok canımı yakmaya başladı. Kemiklerimin ayrıldığını hissediyordum. Ve ağrı çok sıklaştı. Eşime dayanamayacağım dediğimi hatırlıyorum. Bağırdım, dudaklarımı sıktım, kendimi tırnakladım. Hayatımda böyle bir ağrı yaşamamıştım. Doktorum tekrar geldi açıklığımı kontrol etti hazır olduğumu söyledi. Ayakta bacaklarımı birbirine sürterek sallanmamı istedi. Ikınma isteği gelince de haber ver dedi. Sancılar arasında o his öyle kuvvetli geliyor ki sanki gerçekten altınıza yapacakmışsınız gibi. Ben kendimi sıktım. Neden bilmiyorum o saate kadar çok sakin bir şekilde olanları karşıladım ancak doğuracak olmak beni korkuttu. Ebe gelip bu saate kadar doğurman gerekiyordu bak çocuğun kafası sıkışır diyerek beni korkuttu. İtiraf ettim. Doğumhaneye geçtik.
Yine çataldaydım. Ikınmamı istediler. Sancıyla birlikte ıkınıyordum. Doktoruma bu çocuğun oradan çıkması mümkün değil dediğimi hatırlıyorum. Güldü bana. Herkes öyle diyormuş sonra elinde bebeğiyle doğumhaneden çıkıyormuş. Bana çok uzak göründü. Sancıyla bir kez daha ıkındım. Ellerimle tutacağım yeri gösterip başımı göğsüme bastırmamı, dudaklarımı kapatmamı söylediler. Yaptım ve ıkındım. Bir yanma hissiyle ağlama sesi duydum. sonra göğsümde bir ağırlık hissettim. Bana dik dik bakan bir çift masmavi göz, hep istediğim gibi bol saçlı, mis kokulu bir bebek. Bundan sonrası çok kolay oldu. Doktorum dikişlerimle ilgilenirken ben bebeğimle ilgilendim. Dikişlerim acıttı ama aklımda sadece oğlum vardı. Koynumdan alıp işlemlerini yaptılar. Ben çatalda yatıyorken o da yanımdaydı. Birbirimize bakıyorduk. 3 dikişim vardı. Beni temizlediler, giydirdiler. Oğlumu da temizleyip, giydirip kucağıma verdiler. Doğumhanenin yanındaki odamıza yürüdük birlikte. Babamızla tanıştık.
Doğumla ya da doğuma hazırlıkla ilgili herhangi bir tavsiyem yok. Çünkü herkesin süreci farklı. Kimi çok hareketli olup çok zor doğum geçiriyor kimi sürekli yatıp hemen doğuruyor. Herkesin doğumu kendine özgü. Kendinizi akışa bırakın. Evet can acıyor ancak biteceğini bilin. Benim doğumdan sonraki süreçle ilgili tavsiyelerim var. Çünkü ben bu süreçte çok sıkıntı yaşadım başkası yaşasın istemem.
Ben tüm hamileliğim boyunca sadece doğuma odaklandım. Sonrasını hiç düşünmedim bile. Babamızla tanıştıktan sonra elimde bebek öyle kalakaldım. Emzirmeyi denedim bebeğim tutmakta zorlandı zaten sütüm de gelmiyor diyerek bıraktım meğer emzirdikçe gelirmiş. Meğer onun midesi küçücükmüş bir kaç damlayla dahi doyarmış. Ben bilmiyordum hiç zorlamadım. Hemşireler de hiç yardımcı olmadı. Biz biberonla mama verdik. Eve gelince sıcak duş aldım akşam elektrikli makineyle sağdım ve sarı su geldi onu verdim bebeğime. Ancak bebeğim memeyi tutmadı. Ve ben inanılmaz bir hayal kırıklığına uğradım. Hamileyken kendimi hep emzirirken hayal ederdim. Hatta bebeğimin odasına sallanan sandalye dahi aldım emzirirken kullanmak için ancak emmiyordu beni. Bu stresle birlikte içim kararmaya başladı. Biri süt dese ağlamaya başlıyordum. Sütümü sağıp vermeye başladım ancak bebeğime her meme teklifimde çığlık çığlığa ağlıyordu. Kendimi, anneliğimi sorguluyordum sürekli. Akşam olurken içime karanlıklar çöküyordu. Mutsuzdum, yorgundum, her şey üstüme üstüme geliyordu. Kafamda sadece bu vardı. Eşime mama aldırarak yük oluyorum diye bile ağlıyordum. Sonra 5. gün eds’yi keşfettim. Serçe parmağımla besliyordum. Sürekli meme teklif ediyor almadığında eds ile veriyordum. Bir akşam memeyi tuttu öyle mutlu oldum ki. Dünyalar benim oldu. Ama sonraki tekliflerimde yine reddetti. Her yolu deniyor sürekli başarısızlığa uğruyordum. Hiç inanmıyordum artık emzirebileceğime. Annem bebeğimi nasıl beslediğimi gördüğünde inanılmaz kızdı. Bebeğime işkence ettiğimi, biberonla vermemi söyledi. Artık hiç ümidim kalmamıştı ama doğduğunun 12. günü memeyi sonunda tuttu ve şu an 15. gündeyiz çok şükür devam ediyoruz emmeye. Kanamam azaldıkça ruh halim düzeldi, ruh halim düzeldikçe bebeğimle yakınlaştık, yakınlaştıkça emzirebildim. Ne çektiğimi bir ben bilirim ama çok şükür geçti.
Herkesin sağlıkla bebeğini kucağına almasını diliyorum. Sonunda her şeye değiyor. :)