Evet kızlar, eve gitmeyi bekleyemedim, yazayım dedim hikayemizi.
39+6 haftalık,nasıl ve ne zaman doğuracağını bilmeyen, göbeği görüş alanını kaplamış uykusuz bir hamileydim o gün. Nişanım 36. haftadan itibaren parça parça gelmeye başladığı için kendisi beni hiç heyecanlandırmıyordu. Yalancı sancılarla barışık yaşamayı öğrenmiş, herhalde bu iş çok uzayacak diye artık beklemeyi de bırakmaya razı olmuştum. İşte o gün yalancı sancılarım artmıştı aslında. Tabi ben bunu sonradan anladım, o an normaldi her şey bana göre. Oturmuş TV izliyoruz, nasıl anladıysa “kızım sen iyi misin?” dedi annem. “Ağrım var biraz ama her zamankinden” dedim. Belim ağrıyordu. Böbrek ağrısı gibi. Kasılmam da vardı geçmeyen. Ama alışkınım ya, aldırmıyorum. Hem ne adet sancısı, ne düzenli kasılmalar var. Nasıl dakika tutayım geçmeyen ağrıya.O güne randevum vardı, daha 2 gün önceden doktorumu aramış, ben bu yalancı sancılardan bıktım, gerekirse suni sancı verin ama doğurayım artık demiştim. O da 2 gün sonra gel bi bakalım duruma demişti. Saat 1. Hastanedeyiz. Açıklığıma baktı, “ 1.5-2 cm ama rahim ağzın yeteri kadar incelmemiş, Lamiyacım. Biraz daha beklemeye ne dersin?” dedi doktorum. NST çektirdik, sancılar çıktı. Sancıların artmasını bekleyelim diye karar verdik. Eve gittim. O gün kontrolde parmağını baya bir ileri ittirdi doktorum, elini çektiğinde kan gördüm ama birşey söylemedim. Anladım nişanımı tamamen aldığını.
Evde kahverengi akıntım geldi, ve saat 5 gibi doktora “ sancım şiddetleniyor ama hâlâ düzensiz. Böbreğim ağrıyor sanki.” diye mesaj atana kadar devam etti. Gel demişti doktorum.
Hemen. Nazlanarak gittik, saat 7 olmuş.
Açıklık muayenesi, 2.5-3 cm açılmışım. Rahim ağzı hâlâ yeteri kadar incelmemiş ama sancı şiddetleniyor. “Yatışını yapalım” dedi. Evet o sihirli cümle, hep beklediğim. Deli gibi oynuyorum “oley sancım var” diye. Annemle ve eşimle vedalaşıp bir odaya alınıyorum. Fitil koyuyorlar, rahim ağzım açılsın diye. Ben de çok hikaye okudum ya hani, artist artist saate bakıyor nefes alıp veriyorum. Saat 8..9…10. Her saat başı açıklık kontrolü, NST. Herşey normal. Ama 3 saatte anca 3.5 cm olmuşum. Tamam diyorum, rahim ağzım iyice silinmiş en azından. Sabaha doğururum. Sancı artmış, birazcık zorluyor artık. Ve o da ne. GÜM! Kemik mi kırıldı içimde? “Bebeğe birşey oldu!” diye ayağa fırladım. Musluk açıldı sanki içimde, neyse ki altımda ped var da yere akmadı birşey. Ebeler hemen pedi kontrol etti, mukuslu kanlı bolca akıntı var. Su mu, nişan mı diye tartışıyorlar. Su bu diye tutturuyorum, patladı sonuçta birşey. Doktor geldi hemen, yüzünde güller açıyor. “Suyun gelmiş sonunda, ilerlemeyi engelliyordu” dedi. 11 gibi geldi yine, açıklık baktı, “çok iyi, 6 cm olmuş” dedi, şaşırdım ben tabi. Ama ağrılar öyle bir artmış ki. Zor nefes alıyorum. Sesimi çıkarmadan içimde çekiyorum sancıyı.
23:30, “dayanamıyorum” diye inlemeye başladım. Bu sırada da kendimden utanıyorum bu kadar erken pes ediyorum diye. Ebelere yalvarıyorum gelin bi açıklığa bakın lütfen, ama yok, aralarında birinin dedikodusu dönüp duruyor. Baktım olmuyor ayağa kalkmaya çalıştım, iki büklüm yatağın kenarından tutmuş “ıkınma geliyor” diye bağırdım. O sessiz kızın bir anda bağırdığını görmek korkuttu hepsini.
“ Ne hissediyorsun” dedi biri. “Kakam var gibi” dedim. “Kaç sancıdır devam ediyor bu?”. “Bilmiyorum. Bayadır devam ediyor, lütfen birşey yapın”. Yalvarıyorum. Eğilmeye korkuyorum çıkacak diye. Doktor geldi şansıma. Açıklığa baktı, “bebeğin başı burda, hemen çatala alın!” demesin mi? İkinci sihirli cümle. Hem mutluyum, hem de inanamıyorum kendime. O halde can havliyle kendimi çatala attım. Önce biraz dayanmamı istediler. İstemsizce ıkınma geliyor tutmaya çalışıyorum. Sonra “Şimdi ıkınma geldiğinde ıkın” dediler. 1-2 kez ıkındım uzun uzun. Ikınma hissi geçti. Bu sefer en büyük yanlışı yaptım. Sabırsız davranıp kendim ıkındım. Yapmamam gerekiyormuş. Ikınma hissi yok. Çok hafiflemiş. Ne zaman ıkınmam lazım bilemiyorum. Panik oldum. 3-4 ıkınma daha, başarısız. Modum düştü. Doktor baktı bebeğin başı gelmiş, ben bırakmışım kendimi, epizyotomi yaptı, kesi attı yani. Motive etti bu beni. Doğuruyorum ben ya dedim. Bir ıkınma daha, oğlumun başı çıktı, hadi bir daha diye tezahürat yapıyor içerdekiler resmen. Gaza geldim. Ve hoop! Çıktı! Karnıma koydular. Sıcacık, yumuşacık bir şey. İdrak edemedim. Elimi koydum üstüne, “oğlum” dediğimi hatırlıyorum. Sonra ağlama krizi. Zor sakinleştirdiler. İnanır mısınız, ben doğdum o an sanki. Plasenta çıktı, dikişlerim atıldı, ve ardından karnıma ve bacak arama buz koyuldu. Karnıma bir de ağırlık torbası koydular. Bastırdılar birkaç kez. Evet canım yandı biraz ama çok önemli bir işlem, biliyorum, o yüzden sabrediyorum. 2 saat öyle yatmam gerekiyormuş, sonu güzel ya hiç itiraz etmedim. Zaten o sırada buzlar acımı dindiriyordu. Bebeğimle ten teması yaptıktan sonra götürdüler onu bakıma. 2 saat sonra odamızda buluştuk. Dikişlerimden dolayı başta zorlandım emzirmeye, oturamıyordum. Sonradan uzanarak emzirmeyi öğrendim. Yürümekte zorluk çekmedim, sadece başlarda biraz başım döndü. Yavaş yavaş kalkmak gerekiyor. Sütüm ilk gün çok azdı. Bebeğim çok ağladı, doymadı. En son biraz mama takviyesi yaptık doydu, uyudu miniğim. Bugün 3. günümüz. Sütüm artıyor ama hala mama takviyesi yapıyoruz yetmediği için. Alp bey biraz obur çıktı anlayacağınız , geri kalan her şey yolunda. Gazı oluyor biraz, e o kadar yiyor ya, normalmiş.
3280 gr, 53 cm doğduk.
Aynı babamıza benzeyerek anneye sürpriz yaptık.
Henüz hastanedeyiz, pandemiden dolayı ziyaretçi bile alınmıyor, o yüzden biraz zorlanıyoruz çünkü babamızı göremedik daha. Yarın evimizde olucaz💛
♥️ Depend alın mutlaka. Çok rahatlık sağlıyor.
Ben Baküde doğum yaptım, 3 günden önce taburcu etmiyorlar burda.
.
Varsa sorularınızı cevaplayabilirim 💛