Merhaba 💙 O kadar güzel duygular içerisindeyim ki cümlelere nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Şu an doğum hikayemi yazacağım ve o anları tekrar yaşayacağım,kuvvetli ihtimal ağlayacağım(derken bile gözümünden yaş geldi)… 15 Ekim Perşembe 37+6 daydım ve doktorumla çatı muayenesi için randevum vardı. Ultrason kontrolü yapıldı,bebek artık tamamen kanaldaydı. Sıra çatıya geldi ve 5 cm açıklık! “Harikasın Büşra! 5 cm açıklık var,çok iyi karşılamışsın sancıları,doğum başlamış. ” dedi. Tabi biz şok! Hiç beklemiyordum. Evet sancılarım vardı ama çok hafif regl ağrısı gibiydi. Yalancı sancılarım başladı diye düşünüyordum. Hemen odaya alalım istedi doktor önlem amaçlı çünkü artık doğum süreci başlamıştı. Ben eve gitmek için izin istedim, hastane çantamız evdeydi ve bir takım kişisel eşyalarımı henüz hazırlamamıştım,biraz da hastane stresi yaşamamak için zaman kazanmak istedim aslında (Son haftalarda hastane çantasını arabanızda taşımanızı tavsiye ederim.) Ben açıklığımı öğrendiğimde saat öğlen 12:00 ydi. Doktor en geç 15:00’te buradasınız dedi.(Bu arada evim ve hastane arası 50 km) Doktoruma verdiğimiz sözü tuttuk tam saatimizde oradaydık. Odamıza çıkmamız,yerleşmemiz 1 saat sürdü. Doktorun kontrolünden sonra biraz sancım artmıştı yine de çekilmeyecek seviyede değildi. Rahat bir şekilde hareket edebiliyordum. Doktorum yeniden kontrole geldi ve su kesesini açtı. Artık bebeğime bir adım daha yaklaşmıştım. (Karakterimden dolayı çevremde kimse normal doğum yapabileceğimi düşünmüyordu. Biraz narin olduğumu söylüyorlardı. Ben ise hep akışına bıraktım ve dedim ki o karar verecek.Oğlum nasıl gelmek isterse,nasıl sağlıklı kavuşursak o şekilde gelecek. Bu sebeple lütfen güzel anneler hiç kimsenin ne dediğini umursamayın,kendinize güvenin. Yavrunuza kavuşacağınız anı hayal edin. Doğum şekliniz ne olursa olsun bu sizin hikayeniz.) Açıklığım 7 cm olmuştu ve sancılarımı biraz daha şiddetli ve 2 dkda 1 hissetmeye başlamıştım. Odamda sıcak su ile duş aldım,kontrollü nefes alıp verdim bir yandan da pilates topu üzerinde zıplayarak açılmamı hızlandırmaya çalıştım. (Eşim bir çok meyve,içeçek alıp getirmişti odaya. O an sancıyla canım üzüm çekti :) Dedim ki son aş ermem tadını çıkarayım. İki sancı arası eşim ağzıma üzüm veriyor ve ben bir yandan topta zıplıyorum :) Bu da komik bir anı olarak kaldı hafızamızda.) Doktor bu aşamada epidural tavsiye etti ve saat 19:00 gibi epidural uygulandı. 3 saat kadar rahattım ve 70 lere çıkan sancımı hissetmedim neredeyse. Pilates topuna aralıksız devam ettim. Saat 22:00 olmuştu ve artık epidural etkisini yitirmişti. Eski sancıma geri döndüm şiddetli hissediyordum. Açılmam 9 cm olmuştu ama bebeğim iri bebekti,pelvikten geçişi biraz yavaş oldu. (Bu süre içersinde 4 kez doğumhaneye girip deneme yaptık ama oğlum gelmek istemedi. Her seferinde odaya dönüp pilates topunda zıplamaya devam ettim.) Doktorum tekrar kontrol için geldiğinde artık doğurmak istiyorum dedim ağrım biraz daha dayanılmaz bir hal almıştı. Eşimin bana dokunmasını bile istemedim. Doktor tamam artık son kez gidiyoruz,oğlunla döneceksin diye güç verdi. Gerçekten de öyle olmuş. 22:15 te doğumhaneye girmişim,22:25 de eşimi yanıma almışlar ve 22:29’da oğlum göğsümdeydi. Rivayet şeklinde yazıyorum çünkü o anlar,zaman kavramı pek olmuyor. 5 dk yarım saat gibi gelebiliyor. Eşim odaya geldikten sonra iki ıkınmadana oğlumuza kavuştuğumuzu söyledi. O an tarifsiz… Buraya size sayfa sayfa yazsamda bitiremem. Artık anneydim. Oğlum 54cm ve 3850 gr Dünya’ya gözlerini açtı. Kafa çapı ise 37 cmdi. Ben kendime ve oğluma güvendim,başaracağımıza inandım. Epiduralli ama epizyotomisiz(kesi olmadan,dikiş olmadan) bir doğum gerçekleştirdik. Doğumhane kapısından kucağımda bebeğimle çıkarken kendimi bir kahraman gibi hissettim. Herkes kendine göre olan en kolay doğumu gerçekleştirir umarım. Benim hikayem burada bitmedi,yeni başlıyor… Sevgiyle…