Benim de minicik bir kuşum oldu arkadaşlar. Dünyaya küçücük bedeniyle geldi. Çok iyi başlayan ve öyle de devam eden bir hamileliğim vardı. Bulantılarım hiç olmadı sknt yasamadm. Kilo dahi olması gerektiği gibiydi. Yani herşey çok iyi ilerliyrdu. Yaklaşık 25. Haftamda akıntılarm artmaya başladı. Sarı renkte hep oluyordu. Sonra 27. haftamda ıslaklık hissettim. Ama doktorum yine her zamanki gibi normal dedi. Gebelikte akinti artar dedi. Bende yine kabullendim. Sonrasında 28+0 da kontrolüm vardı. Ve muayene koltuğundan kalktığımda yine ıslaklık hissettim. Bu sefer ısrarla kontrol edilmesini istedim. Ve gelen suyumdu. Az az da olsa geliyordu. Sonrasında hastaneye yattım. Ve hayatımın en zor 1 haftasını geçirdim. Sürekli kan alma iğneler derken tam 9 tane damarim patladı. Daha fazla o hastaneye tahammül edemedim. Ve imzamı atarak gönüllü taburcu oldum. Ankara iyi bir kadın dogumcu aramaya başladım. Ve buldum da çok şükür. Artk ne kadar yolum kaldıysa o doktrla devam etmeye karar verdik. Herşey yolunda gidiyrdu. Bebeğimin suyu hiç azalmadı gelmesine rağmen. Ama kandaki enfeksiyon değerim malesef düşmyordu. Su gelmesi nedeniyle enfeksiyonum bir artyr bir azaliyrdu. En son 39 lari görünce doktorum çağırdı. Atesiminde yükselmesi nedeniyle 30+4 te saat 21.16 da acil bir doğumla minik oğlum dunyaya gözlerini açtı. Ve bizi zorlu bir yoğun bakım süreci bekliyordu. Hergun oglumuzun yanına gittik. Hergun onu gördüm. Dokundum sütümü götürdüm. Zorla geçen 45 günün ardından minik meleğim şu an yanımda uyuyor. Allah’a binlerce kere şükürler olsun. Premature anneleri sakın korkmayın onlar çok güçlü ve savaşçılar. Bu platformda çok aktif olamıyorum. Aklınıza takılan sormak istediğiniz birşey olursa bana Instagram hesabimdan ulaşabilirsnz. Sizlere yardımcı olmak beni çok mutlu eder. Bu hikayemi yazma nedenim ben o süreçleri yaşarken burada yazılanlar hep moral umut oldu. Şimdi sıra bende. Herkese sağlıklı doğumlar dilerim.