Sevgili Anneler,
Pek çok anne ile benzer şaşkınlıklara, acılara ortak; sonu mutlu biten hikayem sabaha karşı 04.00’te başladı. Birkaç saat öncesinde arkadaşlarımızla keyifli bir akşam geçirmiştik sabah 3’e kadar da forumda çeşitli yazıları okuyarak vakit geçirmiştim. Uykuya dalalı bir saat olmuştu ki bir anda kasığımda hafif bir adet sancısı gibi bir ağrı hissettim lavoboya kalkayım diyemeden şakır şakır suyum gelmeye başladı. Eşimi uyandırdım. Suyum geldi diyorum göster diyor 😂 Bu arada kayınvalidem yılların hemşiresi aynı zamanda ebe bu konuda ona güvenim sonsuz. Hızlıca üst katımızda oturan kayınvalidemi ve kayınpederimi uyandırdık. Panikle aşağı gelen annem gözlerindeki endişeyle eyvah erken doğum dedi. Ne aldık nasıl aşağı indik o şaşkınlık anı gerçekten istemsizce oluşuyor. Hem tabii ki herkes gibi biz de kimliğimizi unuttuk.🤷🏻♀️ Hastane (Dokuz Eylül Hastanesi) evimizden 45 dk uzaklıkta yol boyunca kırmızı ışıkları geçiyoruz. Benim sancılarım sık sık geliyor ama daha iyiyim diyorum kendime, aklımda yarım yamalak olan epilasyonum falan var. Tekerlekli sandalyeye oturtulup doğumhaneye götürülüyor olmam tuhaf bir duyguydu. Personel uyuyordu… Doğum yatağına yatırıldım. Hemen kalp atışlarına bakıldı normaldi. Eline bir eldiven geçiren doktor iki parmağını vajinamdan içeri derinlemesine soktu açılmam vardı. İş başa geldiğinde emin olun o anda çatı muayenesi şu bu onun korkusunu düşünmüyorsunuz. Hastane yatış işlemleri için kayınvalidem geliyorum dedi ve gitti. Eşim kimlik almak için eve gitti ve personel uyumak istediği için içeriye aileden birilerini almıyordu.Kaldı ki kayınvalidem Dokuz Eylül’de yıllardır çalışan sorumlu hemşire. (Tabi o sırada bunu bilmeyen ben içimden öfke krizi geçire geçire bir saati aşkın giderek şiddetlenen ve çok sık gelen sancılarımla tek başımaydım.) Sonrasında içeri giren hemşire ile irtibatımız yanlış olan tutumu ortadan kaldırdı ve kayınvalidem doğumhaneye alındı. Saat sabahın 8’iydi ve sancılar çok şiddetliydi, çok sık geliyordu. Sayıklamaya, dua etmeye, beni uyuştursunlar ne olur demeye başlamıştım. Kayınvalidem elimi sımsıkı tutuyor nefes alma taktikleri veriyordu. Doğum doktorum gelmek bilmiyordu… Tüm kararı, doğum şeklini o belirleyecekti ama gelmek bilmiyordu. Hem bekliyor hem kim bilir kaçta gelecek gelene kadar kesin doğuracağım diye umutsuzluğa kapılıyordum. Maalesef devlette işler tamamen sizin dışınızda prosedüre göre ilerliyor o resmiyeti ve gidişatı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Pışpışlayan, ekstra açıklama yapan yok. Siz etkisiz elemansınız. Öyle bir andaydım ki doğum sancısını size şöyle anlatayım: Kabız olduğunuzu hayal edin ve (affınıza sığınıyorum) dışkı o kadar büyük ki onun çıkması gerek onun makatınızda yaratacağı sancı vajinanızda. Adet ağrısının en şiddetlisi ve peşi sıra engelleyemediğiniz bir tuvalet yapma duygusu gibi. Ben ıkınmaya başladığımda çişimi yapıyormuşum gibi su fışkırmaya başlamıştı. Açıklığımı kontrol eden kayınvalidem 6 cm açılma olduğunu fark etti. Doktor hızlıca geldi ve çok az daha zaman var ıkınmanı kontrol etmeye çalış dedi. Esas personel açılmamı zamanında kontrol etmediği için epidural anesteziyi yapmak ve doğumun olması arasında saniyelik kararlar vardı. Sancı, kararlar, zamanlama birbirine girmişti. Tek istediğim azıcık bile olsa çektiğim sancının hafiflemesiydi. Epidurali istedim. Ama doğurmak üzeresin diyorlardı… Doktorun da onayıyla doğuma ramak kala doğum kasılmalarıma rağmen öne eğildim ve omuriliin arasından yapılacak işlem için teslimiyetle bekledim. Hareket etmememi istiyorlardı, kendini sakın geriye atma yoksa iğne kemiğe saplanabilir diyorlardı. Oysa ıkınmamı durduramıyordum. Omuzunu düşür, çeneni göğsüne yasla, öne eğil, sakın hareket etme… Kayınvalidem istemsizce hareket etmemem için önden ellerimi tutuyordu. Anestezi yapılsa da doktor dozu düşük tutun sancıları hissetsin dedi. Anlaşılan öyle yüzde yüz hiçbir şey hissetmedim duygusu hayaldi. Ikınmalar doğuma ramak kaldığını gösterdiğinde doktor geldi. Bacaklarımı havaya kaldırdım. Ortası delik bordo bir çarşafı bacaklarımın üstüne gerdi. Ellerine eldiveni geçirdi. Bacaklarımın arasına bolca batikon boca edildi. Ve ıkınıyordum… Bir iki üç… İçeride üç doktor, iki hemşire, iki asistan ve kayınvelidem vardı… Herkes doğumu seyrediyordu. Kalabalıktık ama o an tek düşündüğüm canımdı. Doktordan çok kayınvalidem aktifti ve beni yönlendiren, beni rahatlatan kendisiydi. Doktor ağzıma oksijen takılmasını istedi ve derin nefes al dedi. Nefesimi tuttum ve tüm kuvvetimle ıkındım. Bebeğin fırladığını hissettim ve bordo bezin üstünde, koni kafasıyla, küçücük kaygan bedeniyle göbeğimin üstündeydi, ağlıyordu. Doktor şaşkın şaşkın kayınvalidemin süreci yönetme azmine karşılık anneye bak be! diyip durmuştu ve mutlu sondu. Kayınvalidem bebeği alıp giydirmeye gitti ve bana kalan birkaç dikişti. Birden ıkındığım için biraz yırtılmıştım. Doktorun dikişlerini hissediyordum. Acı seviyesini tarif edemem ama anestezi kısıtlı yapıldığından his vardı. Doğumun gerçekleşmesinin rahatlığı ile o acıya da sabrettim… Tüm süreci kafamı kaldırıp izledim bu arada. Arada perde falan yoktu 😊 Dikiş bitince doktorun göbek kordonunundan tutup içimde kalan plasentayı vırt diye çekmesine şahit oldum. Damarlı, ciğere benzeyen bir organdı. Her şey bitmişti. Bebeğime kavuşmuştum… Getirip göğsüme bebeğimi yasladılar. Mutlu son… Umarım merak eden ve detaylarla ilgilenen anneler için faydalı bir hikaye olmuştur. Uzun uzun anlattım, sıktıysam affola. Hepiniz için güzel bir hikaye diliyorum sevgili anneler…