Bizimde burda zamanımız doldu.. Şimdi 20li haftalarımı hatırlıyorum da, dönüp bakınca ne kıymetli geliyor… Hamileligimi adetimin ilk kez gecikmesi ile öğrendim. Normalde cok düzenli olan adetim o ay 4 gün gecikmişti. Açıkcası cok takmamıştım kafaya, cunku karın agrısı vs adet belirtilerim vardı. Ama gün sayısı 10 a dayanınca korka korka hamilelik testi almak İcin eczaneye gittim. Evleneli daha yeni birinci ayım dolmuştu. Üstelik beklenilen bir gebelikte değildi bu.. Bir yandan aklımda sorular, bir yandan şaşkınlık korku, bazen belli bir alanda yeterli dahi olsanız, bazı şeyler sizi korkutabiliyor. Bu da böyle bir durumdu açıkcası… Neyse, hamilelik testini evde eşimle yaptık, hemen 2. Cizgi renklenmeye basladı, ben şok, ağlamaya basladım, eşim diyor yok ya bu yanlıştır, istememekten değil, beklemiyorduk böyle bir haber ve şahsen ben hayattaki tüm planlarım bozulmuş gibi hissediyordum. Çalışamayacaktım, bundan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı, korkuyordum ve yetersizlik hissediyordum. İlk kadın dogum polikinligine gittigimde kendimi ben burda ne arıyorum? Diye sorgulamaya baslamıştım.. Bir kaç ay sonra bu fikre alıştım, artık büyümeye baslayan karnım ve hafif pıt pıt hisleri beni oğluma bağlıyordu. Eşim her zaman pozitifti bu konuda. Ben biraz daha negatif bakmıştım en başında.. İlk aylar cidden zordu, çalışma ile beraber hamilelik, uyku durumu, kusma, ciddi kusma atakları yaşadım, sağlıkçıyım. Psikiyatri rehabilitasyon bölümündeydim ve geceli gündüzlü nöbet çalıştığım için gece nöbetlerde uykusuzluktan kusuyordum… 23 24 lü haftalarımda, kötü gecen bir nöbet sonucu ( şizofren bir hastam kafama kapı fırlattı! ) işten ayrıldım. Hayatım boyunca calıstıgım için cok zor oldu, ev hayatına adapte olmak, cidden benim İcin zordu. 26. Haftada gebelik zehirlenmesi belirtileri oluşmaya başladı, protein kaçağı yoktu ancak tansiyonum çok yüksek seyrediyordu. Bu böyle 38. Haftaya kadar geldi., her ay yapılan rutin idrar tahlilinde görmek istemediğimiz bir değer protein +2… Haftam iyiydi, oglumun gelişimi iyiydi, hep 2 hafta önde giden bir bebek oldu. Ama normal dogum istiyordum ve normal dogum bu durumda cok riskli ydi. Dogum İcin yeterli sancım yoktu, suni sancı verilir ise tansiyonum fırlayabşlirdi ve tehlikeye girebilirdik. Doktorumun kararıyla sezaryen olacaktım. Aslında hiç istemiyordum.. Ama Baska carede yoktu, 2 temmuzda dogum şeklim kararlaştırıldı ve 3 temmuz sabah 8de hastaneye yattım. Artık saatler oglumu gösteriyordu resmen.. O an içimdeki hissi anlatamam. Gebeligin başından beri nasıl büyütücem, herşey alt üst oldu, ne yapıcam diye düşünen ben, simdi saniye sayıyordum. Ancak ne yaşayacagım hakkında hiçbir fikrim yoktu ve cok korkuyordum. Daha sonra odaya beni almaya geldiler, beni aldı bir titreme, eşime bakıyorum gözleri başka yerlere kayıyor, annem cok sulu gözdür ama korkmayayım diye birşeycik olmaz diyor.. Doktorum cok minnoş bir bayan ve tüm kadrosu cok ilgiliydi. Ameliyathaneye eşim, annem ben ve ekip olarak girdik. Buraya kadar herşey güzel gelişti. Ama girerken eşime bakamadım, ağlarım diye korktum. Hastane ekibi hazırlık yaparken bende dogum fotografcım ile konusuyordum, bana eşimin cok tedirgin oldugunu, annemin kötü gözültügünü istersem onlara fotoğraf atabşlecrgimizi söyledi, hemen kabul ettim ve bir poz yolladık. Bu onları biraz sakinleştirmiş. Daha sonra gelen anestezi uzmanı bana belden igne vuracagını ve kıpırdamamam gerektiğini söyledi. Sadece bunu hissedeceksin. Diye sakinleştirdi. Bir başka hemşire beni tuttu ve igneyi oldum. Vücudum uyuşmaya basladı ve ekip hazırlık yapıyordu. Bir süre sonra hiç alt bölgem hissetmiyordum. Anestezi uzmanı yanıma gelip, bu saatten sonra hiçbir şey hissetmeyecegimi sadece dokunmaları fark edeceğimi ama asla canımın acımayacagını söyledi. Ve bir kaç kez tekrarladı. Belli bir süre geçti birşeyler hissediyordum karnımda. Doktorum geldi mi içeri bilmiyordum daha. Sormadımda bir anda tansiyonum yükselir diye. Bir hemşireyle sohbet ediyorduk. Daha sonra basladı mı acaba dedim? Yok daha testler yapılacak merak etme sen dedi biri, ama anlamıştım, doktorum o kadar sessiz nasıl girdi, o ekipte kimse mi bisey sormadı, ben hiç anlamadım:) 5 dakika sonra oglunu cıkartıyoruz dediler bana:) aman Yarabbi bir ağlama sesi, ben nasıl ağlıyorum, içim eridi. Daha sonra oglumu sarıp yanıma getirdiler, ilk ten tene temasım, kokumu alınca sustu minicigim. Daha sonra babasının yanına gitti.. Cuma günü cuma ezanı okunurken babasının kucagındaydı.. 💕 Benim gerekli işlemlerim yapıldı, iyiydim ama ağrı hissediyordum karnımda, yinede oglumu görücem diye cok heyecanlıydım, acı umrumda değildi. Süreç değil sonuç odaklıydım. Eşim beni kapıda karşıladı, Ameliyathanede bekliyordu, ‘ bitti, canım, geçti’ dedi sadece ve elimi tuttu. Gözlerinin dolu dolu oldugunu hatırlar gibiyim. Gördün mü diyebildim sadece… evet dedi.. Odamıza geçtik ve hemen serum baslatıldı acım azalmaya baslamıştı. İlk bir kaç günüm cidden zor geçti, şuan 4. Günümüz Kerem Çağan’ ımla, bugun daha iyiyiz. Açıkcası dayanılmaz sancılar gibi Bi durum yok. Dayanıyorsunuz. Sadece zor oldu, kan depoları m az oldugu İcin vücudum bembeyaz hala, ilk yürüyüş cidden zordu ayakta duramıyordum, şuan sadece yatma kalkma sıkıntım var. Tek yapamıyorum ama onun dışında cok iyiyim. Oglum 3.330 kg dogdu❤️❤️ Şuan yanımda uyuyor, öyle güzel ki bakmaya kıyamıyorum, günlerdir toplasan 8 9 saat anca uyudum, hiç hiç mühim değil, onu görünce herşey geçiyor gibi… Bizimde hikayemiz böyle bitiyor. Anne olunca anlarsın. Gerçekten anne olunca anladım anne. Topugundan kan alındığında içim sızladıgında anladım, beslemek için uyandırırken bacagını uyardıgımda agladıgında anladım, daha bunlar başlangıç.. Ama hani demiş ya Nil Karaibrahimgil, ‘Anne olmak zor ama gülüşü yeter’ aynı o misal işte.. Herkesin evladına hayırlısıyla ve sağlıkla kavuşması dileklerimle💕