(Uzun bir hikaye, baştan belirteyim☺️)
Yaklaşık 1 ay önce, 28 Mayıs’ta kavuştuk güzel kızımıza. Öncelikle şunu söyleyeyim, hamileliğimin son 1 ayında açıkçası “şiştim”. Daha öncesinde hamile gibi bile değildim çoğu kişiye göre. Son 1 ayda ne yesem içsem yaramaya başladı sanki. Ayaklarım özellikle aşırı şekilde şişiyordu. Preeklampsi’den bile şüphelendik ama test sonuçlarım çok şükür iyi çıkıyordu. Bebek de son 1-2 haftada artık 4kg’ı zorlamaya başladı. Suyum da yeterli seviyedeydi son güne kadar. Ama artık sağımdan soluma dönerken bile baya zorlanmaya başladım. Ben hamileliğin başından beri hep normal doğum taraftarıydım. Özel hastaneler genel olarak sezaryeni destekliyorlar diye hatta hamileliğimin başından sonuna kadar, bazı testlerin haricinde özel hastaneden kaçındım. Buarada doğuma 1 ay kala taşınarak şehir değişikliği yaptık ve ben yine devlet hastanesinde bakılmaya devam ettim. 38.haftadan itibaren artık heyecanla beklemeye başladık, kız bebekler genelde erken gelir kanısından dolayı. Ancak bizimkisi erken gelmeyi bırakın, 41.haftayı da neredeyse yarılamaya niyet etti. Bana buarada 41.haftaya kadar hiç çatı muayenesi yapılmadı. Bebek ağırlaşmasına rağmen, boyumdan dolayı normal doğum yapabileceğimi söylediler. Ancak o ilk çatı muayenesindeki bir hemşirenin sert tavırları yüzünden açıkçası normal doğumu kaldırabileceğim konusunda şüphelerim oluştu. Buarada zaten 41.haftaya da gelmiştik ve hala beklemem söyleniyordu, hatta öyle ki “41+5’e kadar bekleyelim, kendiliğinden gelmezse suni sancı verelim”denildi ancak başka bir uzmandan aldığım görüşe göre artık beklemem bebeği tehlikeye sokabilirdi, bu sebeple eşim ve ailemle görüşerek sezaryende karar kıldık. Devlet hastanesinde kendi isteğinizle sezaryen yapılmıyor, sadece ‘mecbur kalınırsa’ yapılıyor, bu sebeple özel hastane tercih etmek durumunda kaldık. Spinal sezaryen oldum. İlk hamileliğimdi ve ben iğneden bile korkuyordum. Hamilelik süresince defalarca kez kan testi yaptırmak zorunda olduğum için yavaş yavaş iğne korkusunu atmaya başlamıştım ama yine de daha tam değildi :) Buna rağmen cesaret ettim sezaryene bebeğim sözkonusu olduğu için. Çok korkarak girdim ameliyathaneye. Bildiğim ne kadar dua varsa okudum hatta. Oturur pozisyonda belden iğne yapılıyor, o kadar iğneden korkan ben, hiçbir şey hissetmedim. Hatta damar yolu açılırken bile daha çok şey hissetmiştim, o da zaten aman aman bir acı değil, sinek ısırığı gibi. Sonra yatırdılar, yattığım yerde ayaklarımı kaldırmamı istediler, 3-4 dakika ayağımı kaldırabildim ben, sonra his tamamen gitti, ondan sonra işleme başladılar zaten. Bir tek çekiştirmeleri hissettim, o da uyuşuk halde olduğum için acı ya da sıkıntı veren bir his değil zaten, uykunuzda bir taraftan bir tarafa dönüyormuşsunuz gibi düşünün. Belki bir 5 dakika bile geçmedi, minik kızımın sesini duydum, sonra getirip yanağıma yasladılar. O an işte her şey unutuluyor. Hamileliğin başındaki o her şeyden tiksinmeler, bulantılar, işe koca göbekle gidip gelirken inilip çıkılan merdivenler, kalkıp bir yer bile vermeyenlerle binilen otobüsler, metrolar, patronundan hamilesin diye yediğin psikolojik baskılar, korktuğun iğneler, hormonların inip çıkmasından kaynaklı ağlamalar, sinirlenmeler, korkular, üzüntüler, işte hepsi bir anda silinip gidiyor o an. Geriye sadece şükretmek kalıyor 🙏🏻 Ameliyat öncesi için tavsiyem, mutlaka lavman isteyin, benimkisi ihmal edildiği için, doğumdan sonra 10 gün tuvalete çıkamadım ve hastanelik oldum. Ameliyat sonrası için de tavsiyem; yürümek için hevesli olun, kafanızı çok fazla eğmeden, karşıdaki sabit bir noktaya bakarak ayağa kalkın. Ayağa kalkana kadar da bol bol kahve için, bitter çikolata yiyin.
Lohusalıkta da edilen dualar önemliymiş. Umarım bebek sahibi olmak isteyenler, kendileri için hayırlı olan vakitte hayırlısıyla hamilelik haberini alırlar ve tüm anne adayları vakti geldiğinde sağlıkla, rahatlıkla, kolaylıkla bebeklerine kavuşurlar. 🤲🏻 Benim de sizin için dualarım bu yönde. Herhangi bir sorunuz olursa biraz geç de olsa yanıtlamaya çalışacağım mutlaka. Hepinize sağlıklı günler dilerim ♥️