Merhaba herkese. Öyle uzun uzun bir doğum hikayesi değil benimki. Zaten anlatmak istediğim de bu değil. Hamilelikten önce de spor yapan sağlıklı beslenen biriydim. Normal doğum yapmak istiyordum. 37. Haftama kadar da pilatesime devam ettim. 5aylıkken 15günlük kamp tatili bile yaptım. Mide bulantısı, yanması, ödem vs vs hiçbirini yaşamadım. Kolay ve rahat bir hamilelik geçirdim kısacası. 35. Haftada kaşıntı sebebiyle tahlillerim istendi ve gebelik kolestazı tanısı koyuldu. Bebeğimi 37 tamamlanınca sezaryenle alacağını söyledi doktor. Bebek için riskliymiş anne karnında beklemesi. Daha adına bile karar vermemiştik. Hazırlıklar, süsler püsler hediyeler yetişmeyecek telaşına düştüm. 37+4 2 ocak 2020 de doğum yaptım. 2900 gr doğan oğlum solunum sıkıntısı sebebiyle yoğun bakıma alındı. Cuma günü eve tek dönmek zorunda kaldım. Ciddi bir sağlık sorunu yok çok şükür en fazla 1 hafta kalır dediler ama demek istediğim biz ne kadar somut şeylere takılıyoruz hazırlıklar planlar yapıyoruz ama her şey bizim elimizde olmuyor. Anneme fotoğraf çekiminde giyeceğim elbiseyi zamanında kargoya vermediği için kızmam, kapı süsüm yetişmediği için bu duruma kafayı takmam vs vs. Bebişim iyi, sağlığı iyiye gidiyor kendimi üzmüyorum. Onun için şu an yapabileceğim en iyi şey sütümü sağıp vermek. Kendimi üzersem sütümden de mahrum bırakmış olurum. O zaman da bir işe yaramadığım düşüncesine kapılabilirim. Bu arada ben psikolojik danışmanım insanlar hep bizim daha güçlü olmamız, olumsuzlukları daha iyi tolere edebilmemiz gerektiğini düşünür ama böyle bir şey yok. Hepimiz amaçlarımızın, ne istediğimizin farkında olursak en iyisini zaten yapabiliriz. Şu an gidip beşiğine odasına bakıp kendimi üzebilirim, ağlayabilirim.. Ama ben hastaneden çıktığımdan beri her gün 2 defa heyecanla hastaneye bebeğime süt götürmeye gidiyorum. Çünkü Armanç’ın buna ihtiyacı var.💛 Güçlü ve sağlam annelere ihtiyacı var bebişlerimizin.