esra1991
Selamlar :)
Gecelerce gözümden uyku akarak okuduğum doğum hikayelerinden birini de ben yazıyorum, inanması güç.
Normal doğumdaki ekstra müdahalelere bile karşıydım, doğal doğum yapmak istiyordum aslında. Hiçbir şekilde sezaryen ihtimali bile aklımdan geçmedi. Gelin görün ki bebeğimin 39.haftada 4000gramın üzerinde olması nedeniyle spinal sezaryen önerildi ve artık bebeğimle tanışmak istediğim, delirmek ve patlamak üzere olduğum için kabu ettim...
Verilen tarihte (26.09.2019) hastaneye geldim.
Daha önce ameliyat olmuştum burnumdan fakat tam anestezi olduğu için bu denli gerçek değildi hiçbir şey...
Ameliyathaneye alınmadan önce NST'ye girdim, sancılarım vardı düzenli ve 85-90 değerinde.. Üzüldüm vajinal doğum olmayacak diye ve üzüntüyle ameliyathaneye alındım. Bir süre üzgündüm sonra fark ettim ki HiÇBİR ŞEYİN önemi yok.. Önemi olan tek şey bebeğimi koklamaktı. Üzgünlüğümü kovdum, beklemeye başladım..
Spinal anestezi verilmeden önce beni yan yatırdılar, bu esnada üzerimde hiçbir şey yoktu ve utançtan iğnenin ağrısını hissetmedim. O kadar ışığın altında ve o soğukta bir sürü insanın içinde karnımda bebeğimle yan yatıyordum. Spinal öncesi cildi uyuşturan uyuşturan bir iğne yemişim, haberim bile yok.
Asıl anestezi iğnesi vurulduğunda sağ ayağımda elektrik çarpması hissettim ve sonra iki ayağım birden ısınmaya başladı. Bu olması gerekenmiş zaten ve yavaşça hissi kaybettim göğüs altımdan ayaklarıma kadar. En korkunç bölüm buydu. Belirsizlik, ne olacağını kestirememek, bir de kafamın tepesindeki dev ameliyathane lambası.
Sonra doktorum geldi, büyük bir enerjiyle konuşmaya başladı perdenin arkasından...Şimdi keseceğim yeri işaretliyorum tükenmez kalemle, hissediyor musun dedi, hafif bir dokunuş dışında hiçbir şey hissetmediğimi söyledim. Aradan 5 dakika geçti ve bebeğim yanağımdaydı. Doktorum o esnada karnımı kesiyormuş, çizmiyormuş. Ağlama krizine girdim, yaşanabilecek sıradışı duygu bence bu. Gerisi gereksiz ayrıntılar.
Ameliyat çok basitti, dikişlerim dikilirken bir sakinleştirici verildi, uyumuşum. Ameliyat sonrası ise inanılmaz zor. 6 saat sonra yürümek gerekiyor karındaki dikişler pıhtılaşmasın diye, o ilk ayağa kalkış dünyanın en iğrenç şeyi olabilir. Karın kaslarınız kesilmiş, birbirleri arasında bağlantı yok, kalkmak istiyorsunuz ama bir şey sizi çivi gibi yere çakıyor. Omuzlarınız ağrıyor, başınız dönüyor, kalbiniz çarpıyor. Buna direnerek ayağa kalkmak şart.. Yoksa bir sonraki kalkış ızdırap oluyor. En zor bölümü bu ameliyat sonrasının. Ayağa kalkmanız için zaten sondanız çıkarılıyor ve bundan sonra her tuvalete gitmek istediğinizde ayağa kalkmanız gerekecek... Karın bölgesinde sürekli bir gaz sancısı, bazen kıpırdarken bağırmanıza sebep oluyor.
Korkutmak istemem ama bana olanlar bunlar. Hala tek başıma yataktan kalkamıyorum. Bebeğimi sadece emzirirken kucağıma alabiliyorum.
Her tuvaletim geldiğinde panikliyorum.
Sadece sıvı tüketebiliyorum.
Devam edebilirim,
Ama önemli olan ve bütün bu olumsuzlukları uğruna yeniden yaşayabileceğim şey, kızımın yanımda uyuyor olması.
Doğurduktan sonraki o his anlatılamaz derlerdi ya, ben hep kendim anlatabileceğimi sanmıiştım, bir yolunu bulacağım diyordum anlatmanın ama yok. Herhangi bir dilde mevcut değil anlatmak için gerekli kelimeler. O sadece bir his, çok tanıdık ve çok ilkel bir his, ama bir kelimesi yok, havada asılı kalmış bir his. Her kadının yaşaması gerekli...
Sorularınız olursa, elimden geldiğince.