Sonunda ben de hikayemi paylaşıyorum. İlk hamileliğimde plasenta rahim ağzına yakın olduğu için sezaryen olmuştum. Normal doğum istediğim için doktor doktor gezip normal doğum yanlısı, keyfi sezaryen yapmayan kafama göre bir doktor arıyordum. Forumda paylaşılanlardan Gaziantep Liv Hospital’da Eda Deniz Atkın hocayı bulmuştum. Kafama yatmıştı ancak o da normal doğumun riskli olduğunu söylediği için sezaryen olmuştum.
Aradan 2 buçuk yıl geçmişti. (İki doğum arasında 3 yıl 3 ay var). İkinci gebeliğimde her şey yolunda giderse normal doğum istiyordum, doktorum da destekliyordu. Çok şükür herhangi bir sorun yaşamadım. 28. haftadan itibaren doğum koçuyla çalışmaya başladım, doğum eğitimi aldım, düzenli pilates yaptım, nefes egzersizleri ve yürüyüşlere devam ettim. Yediklerime içtiklerime çok dikkat etmedim açıkçası, çünkü zaten çok düzensiz ve dengesiz beslenen bir insan değilim. Toplamda da 12-13 kilo aldım.
37. haftadan sonra her gün hurma yedim, kabız olmamak için kuru kayısı yedim. Topla yapılan egzersizleri hemen hemen her gün yapmaya çalıştım. Her gün birer kupa adaçayı ve ahududu yaprağı çayı içtim. 36. haftadan sonra çuha çiçeği yağını kapsül şeklinde içtim, 37’den sonra fitil olarak kullandım. Enfeksiyon kapmamak için iç çamaşırıma nioli yağı damlattım, Hindistan cevizi yağı ile perine masajı yapmaya çalıştım.
Doğuma 3-4 gün kala hasta oldum maalesef, hiçbir şey yapamaz oldum. Doğumdan bir gün önce ateşlendim. 39+0’da düzensiz sancılarım başladı. Önceki gece karnımda adet olacakmış gibi hafif sancılar vardı, yalancı kasılmalar gibi değildi. Doğumun yakın olduğunu anladım. Hasta olduğum için doğurmamak için dua ediyordum.
39+1’de düzensiz sancılarım devam ediyordu. Doktorum SSVD olduğu için “Sancılar 10 dakikada bir bile olsa düzenli hale geldiğinde hastaneye geç” demişti. Ben hep sancıların çoğunu evde geçirmeyi, hastaneye gidince de birkaç saatte doğurmayı istiyordum. Sancılarım öğleden beri çok düzensiz şekildeydi. Akşam 5’ten sonra kasılma sayarla dakika tuttuğumda 7 dk, 8 dk, 5 dk, 15-20 dk’da bir olacak şekilde devam etti. Akşam saat 12 gibi baya zorlamaya başlamıştı. 5 dk, 6 dk, 7 dk gibi aralıklarla geliyordu. Artık yola çıkma vakti geldi diye düşündük. Biz yola çıktıktan sonra annem de Meryem ana otunu suya koyup babamla birlikte Meryem süresini okumaya başlamışlardı.
Hastaneye sadece eşimle gitmek istiyordum. Eşim Görümcemi götürmeyi teklif etmişti ama ben istemedim. Annemi götürmeyip görümcemi götürseydim annem alınabilirdi. Annemi götürmemek için de oğlumu ona bırakacağımı, yoksa içimin rahat etmeyeceğini söylemiştim. Eğer SSVD yapmak istiyorsanız mutlaka sizi strese sokmayacak sabırlı biriyle gidin. Fazla kalabalığa hiç gerek yok bazen insanlar doğumu zorlaştırabiliyor.
Hastaneye geçerken sancılar 5 dakikada 1’den 3 dakikada 1’e düştü. Arabanın içinde sancıları çekerken çok zorlanıyordum. Yol 1 buçuk saat sürdü. Bir taraftan kız kardeşimle telefonda konuşuyor, bir taraftan sancı çekiyordum. Kız kardeşim de daha önce normal doğum yapmış olduğu için bana destek oluyordu. Sancılar arada hafif vuruyor, arada çok şiddetli geliyordu.
Hastaneye geçtiğimizde saat 01.30 civarıydı. NST takıldı, sancılar çok düşük görünüyordu ama ben kıvranıyordum. Sadece bir kere 90’ı görmüştü, diğer sancılar hep düşük görünüyordu. Ben sancı çekerken NST’de 5 falan görünüyordu. Millet doğum sancısı çektiğinde 100 çıkıyordu. Bundan daha şiddetli sancı çekeceğimi düşünüp yıkılmıştım. Daha ne kadar şiddetli olabilirdi ki?
Ebe açıklığa baktı, “1 cm” dedi. “Eve gönderirdik ama sancın var, iki saat sonra tekrar NST çekip bakalım” dediler. Doğum koçum “Eve geçebilirsen geç” dedi. Ben o kadar yolu tekrar dönmek istemedim. Ebeler “Uyu” dedi ama o sancıyla nasıl uyuyacaktım ki? 3 dakikada bir şiddetli geliyordu.
Ben sancıları yatarak çektim çoğunlukla. Her sancı geldiğinde eşim belime bastırarak masaj yapıyordu, çok iyi geliyordu. Pilates topunu hiç istemedim, evdeyken de çömelip karşılıyordum zaten; bende pek işe yaramamıştı.
Saat 04.30 gibi gelip tekrar NST çektiler, açıklığa bakılmadı. 05.00 gibi sancılar dakikada 1 gelmeye başlayınca eşim ebeye haber verdi tekrar açıklığa bakılması için. Ben hâlâ 1-2 cm çıkarsa diye çok korkuyordum. Açıklığa bakıldı: 4 cm olmuş. “Aferin” dedi. Yatışım yapıldı, serum takıldı. “Bu ne, suni sancı mı?” dedim, “Kas gevşetici ve rahim açılması için, suni sancı değil” dedi.
Her sancı geldiğinde yatağın kenarına tutunup çömelmemi ve ıkınmamı söyledi. Ikınma hissi olmamasına rağmen söylediğini yaptım. Sonra “15-20 dakika sonra doğumhaneye geçiyoruz, suyunu patlatacağız” dedi. Ben suyumun kendiliğinden gelmesini istiyordum. “Patlatmasanız olmaz mı?” dedim. “Doktor geliyor” dedi. Sanırım doğumu hızlandırmak için yapacaktı.
Sonra doğumhaneye geçtik benim sancım geldi, çömeldim, serum taktıkları direğe tutundum. “Kakam geldi, kakamı yapacağım!” diye bağırdım. Bu his bir tık hoşuma gitmişti; ıkınma ihtiyacı duyuyorsunuz ve ıkındıkça sanki bir rahatlama geliyor. O arada hasta bezine ılık ılık bir şey aktığını hissetmiştim. Çatala çıkardılar. “Suyun gelmiş zaten” dedi ebe.
Sancı geldikçe “Ikın” diyorlardı ama benim ayaktaykenki o ıkınma hissi çatala çıkınca kayboldu. Bu arada doğumhanedeki sancılar o kadar da korkunç değildi; daha farklıydı. Tam açıklık olana kadarki sancılar daha zorlayıcı oluyor. Ben sancılara odaklanmaktan “Nasıl ıkınıp doğurabilirim?” diye düşünüyordum ama öyle değilmiş; en azından bende öyle olmadı.
Sonra doktorum geldi, doğum koçum da ardından geldi (maalesef geç kaldı, önemli değil ama doğum öncesi ve doğum sonrası emzirmede çok faydası oldu). Her sancı geldiğinde ıkın dediler ama bende ıkınma hissi yoktu. “Nasıl yapacağım?” diye sordum. “Sancı gelmeye başladığında nefes al, nefesini tut, sancı yükselince makatına doğru ıkın” dediler. Ne yaptığımın çok farkında olmadan ıkınıyordum.
Bebeğim kemik yapıyı atlatamamış, o yüzden karnımdan iki kişi bastırdılar. Bu acılı bir işlem değil ama çok rahatsız edici. “Bastırmayın!” diye bağırdım. Doktor, “Kendi ıkınsın” dedi. Tekrar denedim, çıkmayınca tekrar karnımdan bastırdılar.
Ateş halkası denen yanmayı hissettim. Acımıyor, hatta güzel bir histi. Sonra bebeğim ne olduğunu anlamadan kucağıma verildi. Saat 06.31’de doğdu. 4 cm’den 5-5 buçuk gibi bir buçuk saatte doğum gerçekleşti. O araları hiç anlamadım bile; çok çabuk geçti. Sancı çekmek daha zormuş gerçekten. Ben hep “Bebek nasıl oradan çıkacak?” diye doğum aşamasından korkardım ama korkacak bir şey yokmuş.
Perine kaslarımın sıkı olduğunu söyledi doktorum, bu yüzden kesi atılmış. Perine masajı da yapmıştım o kadar. Kız kardeşime de doktoru aynı şeyi söylemişti. Genetik yani sanırım. Doktorum tekrar normal doğum yaparsam muhtemelen yine kesi olacağını söyledi bu sebeple.
Bebeğimi hemen emziremedim; biraz oksijensiz kalmıştı, oksijen verdiler. Ama sezaryen kadar da geç emzirmedim; doğum koçum da sağ olsun. Dikiş atma işlemleri biraz sürdü. 15 dakika kadar sonra sancı çektiğim odaya götürdüler, çok geçmeden bebeğim de geldi. Arada bir karnıma bastırdılar rahim toparlansın diye. Hafif ağrılı bir işlem ama sezaryendeki kadar değil asla. Sezaryende bu travma kalmıştı bende.
Doğuma giderken hasta olduğum için arada öksürük geliyordu, dikişlerim olduğu için bir süre öksüremedim. Bu biraz zorladı. 4. günde ev işlerini yapmaya başladım yavaştan. Annem hallediyor çoğunu. 7. günde baya rahatım; oturma kalkma vs. 2 haftaya tam toparlarım, hiçbir şey kalmaz diye düşünüyorum.
Doğumdan sonra ebe, “Ben olsam SSVD yapmazdım, hem üstten hem alttan kestirmezdim” dedi ama ben katılmıyorum. Yine doğum yaparsam yine vajinal doğum tercih ederim. Tercih etmeyenlere saygım sonsuz herkesin kendi hayatı, kendi canı. Ama kendinize güveniyorsanız vazgeçmeyin derim.
Benim hikayem böyle. Biraz detaylı ve uzun anlattım; kendim SSVD hikayelerini okurken “Keşke detaylı olsa” diye düşündüğüm için uzun uzun yazdım. Umarım sıkılmazsınız. Bu arada rüptür riskini aklıma getirmedim; 2. sezaryen risklerinin SSVD’den daha fazla olduğunu düşündüm. Bir sürü insan kaçıncı sezaryenini olup hala yaşıyorsa ben de ölmem herhalde diye kendimi rahatlattım. Ülkemizde boşuna korkutuyorlar SSVD çok riskliymiş gibi; ama araştırıp doğru bilgiyi edindikten sonra sezaryenle risklerin aynı olduğunu göreceksiniz. Ben her şey yolunda giderse SSVD yapacağımı doğumdan önce herkese söylemiştim. Söylemesem daha mı iyiydi bilmiyorum. Bir taraftan “Ya yapamazsam?” diye strese girer miydim diye düşündüm ama çok şükür öyle olmadı.
Sorularınız olursa cevaplayabilirim hepinize çok kolay doğumlar nasip olur inşallah 😊