Benim hikayem de burada anı kalsın, pozitif ya da negatif demeyecegim bence klasik bir sezeryan hikayesi. 40. Haftada hala gelmek bilmedi ve nst de kalp atışları 95 i fln görünce risk alamadık ve hadi bugün alalim dedi doktorum ve tamam diyip kendimi odada buldum. Evim yakın olduğu için eşyalarim hemen geldi. Nst bağlayıp son kontrol yaptırlar ve koca bir ünite serum bağladılar. İçinde sakinleştirici olduğuna yemin edebilirim çünkü doğuma gitmeyi beklerken esnemekten içim dışıma çıktı. Neyse zaman gelince beni ameliyathane ye götürdüler. Uzerimde sadece ameliyat kiyafeti vardi , anestezi uzmani geldi ,beni gidebildigim kadar öne egdirip omur arasıni bulmaya çalıştılar, karnim o kadar üste doğru sismisti ki orada zorlanıyorsunuz. Bir de oldukça ödem bağladığım için aralığı zor buldular birkaç farkli igne denediler. İlacı verdikleri anda kalcâdan bacağa doğru elektrik çarpmış gibi oluyor ama dayanilmayacak kadar kötü değil. Ben surekli ayak parmaklarimi oynatarak uyuşup uyusmadigimi kontrol ediyordum. Bir süre daha hareket ettirebiliyorsunuz. Tek korkum ya tam uyuşamsam ve kesilirken canim yanarsaydı. Sonra beni haç seklinde yatirdilar kollarim yana açılı birinde tansiyon ölçer diğerinde suturasyon cihazi belirli araliklarla ölçüm yapiyor. Önüme bi dolu carsaf serdiler goremeyeyim diye. Sonda yi hizlica taktılar, irrite edici bir his ama acıtmıyor. Hala minicik de olsa parmagimi hareket ettirince ,ama ben oynatiyorum daha dedim ,sorun yok bi sure daha oynar dediler ki o sirada kesmeye baslamislar bile. İçimden sürekli sakin ol! Az kaldi birazdan bitecek diyerek kendi kendimle konusup avutuyordum. Zaten doktorum aşırı hızlı sezeryan konusunda bir anda 2 kere viyak sesi duyup bebegimi gördüm. İnsan o cikan sese ve görüntüye inanamiyor. Benim mi şimdi bu ,benden mi çıktı gerçekten diye kendinizi inandirmaya calisiyorsunuz. Orada doguran baska biri de ben gözlemci gibiydim adeta. Zaten aglamamak elde.degil. gozlerimden süzülen yaşları tutmam mümkün değildi. Hızlica bebegi giydirirken benim de karnima siddetle bastirip biraz yalpalayip plasenta yi cikardilar. O kısım az da olsa can yakiyor. Bir anda paketlenip ameliyathane dışına çıktım. Aileler bekliyordu fln. Odaya geçtiğimde bebegi bana verdiler sıkı sıkı tutuyorum ama oturma pozisyonunda olmamak lazim bence ,haciyatmaz gibi bir sağa bir sola devriliyordum hala hislerim gelmedigi icin. Ay ben düşüyorum! Dedikçe beni orta hatta geri getiriyorlardı. Serum bittikçe antibiyotik ve ağrı kesici büyük boy serumlar takmaya devam ediyorlar. Bu kadar çok serum yiyecegimi bilmiyordum mesela. Toplamda 4 litre olduğunu söylediler. Zaten serum almaktan ellerim ayaklarim davul gibi sismeye basladi. Hepsi normalmis 15 güne gececek dediler öyle de oldu. 5 6 saat sonra his gelmeye basladi ,ilk ayağa kalkis ve yürüyüş yapılacakmis. Yataktan dogrulmak kalkma pozisyonuna gelmek ve kalkmak. Işte o an tüm her şeye dayanip aciya sabretme gücüm bitiverdi. Bir cocuk daha asla yapmayacağım diye soylenmeye basladim. Inanilmaz bir acıymış. Şimdi bunlari yazarken hikaye gibi geliyor tabi. Her şey gibi o da geçiyor ama yürümek tekrar yatağa yatmak tuvalete.gitmek vs. Gerçekten en zor kısmiydı. İlk 3 4 gün sezerya olduğu için Süt gelmiyor tabi ,bence anne olarak tüm acılardan daha zoru bebeğinin aç olup aglaması… 2 gece sonunda taburcu oldum. Bi dolu kutu ilaçlar kremler bir de 10 tane oksapar iğne veriyor bazi doktorlar. Cerrahi sonrası pıhti atmasin diye. Kendi kendime iğne de vurdum. Anne olmak da kadin olmak da gerçekten inanılmaz bir zorluk ve güç istiyor. Tüm bunlari bir kenara atip dikislere rağmen evladimiz için kosturmaya devam ediyoruz. Anne olmak gercekten çok kutsal. Herkese güzel doğumlar diliyorum. Benim hikayem burada bitiyor. Zoru.bitti daha zoru basladi diyebilirim. Simdi de sarılık atlattim derken kız bebekte idrar yolu enfeksiyonu ile mücadele ediyorum. Kültürde yine enfeksiyon çıkarsa hastaneye yatış ve antibiyotik vereceklermiş . Bebeğim için dua edin sonuçları temiz gelsin. 40 günlük lohusalığim evde sakin ve huzurla gecsin isterdim ama kosturmaca devam ediyor. Buna da şükür onlar sağlıklı olsun da.