✭✭✭✭✭✭✭✫✫✫✫✫✫✩✩✩✩✩
Cennetin Anahtarı - La ilahe illallah
Kavaidu’l-Erbaa (dört kaide)
Muhammed ﷺ’de sahabelerden bazısının o ağacı teberrük için kullanma isteğini, İsrailoğullarının isteğine benzeterek onları reddetmiştir.
Bu hadiste ortaya çıkan bazı hikmetler vardır:
Kâfirlere, onların inançlarında, adetlerinde ve ibadetlerinde benzemek yasaklanmıştır ve haramdır.
Tevhidi iyice bilmeyen kimselerin şirke düşmesi kolaydır. Çünkü bu şekilde istekte bulunan sahabeler yeni
Müslüman olmuş ve şirkten henüz yeni kurtulmuşlardı.
Bu sebeple tevhidi tam manasıyla bilmiyorlardı.
Ağaçlar, kayalar, binalar ve türbelerle teberrükte bulunmak, yani onların hayır ve bereket getireceğine inanmak şirktir.
Bir şeyin hayrının fazla olması manasına gelen bereket, ancak Allah ﷻ ve Peygamber ﷺ’inin bildirdiği şeylerdedir.
Mesela Allah ﷻ bazı zamanları diğerlerine göre daha üstün ve faziletli kılmıştır. Kadir gecesi bunun bir örneğidir. O gece, bin aydan daha hayırlıdır.
Allah ﷻ bazı mekânları diğerlerine göre daha faziletli kılmıştır. Mesela Mescid-i Haram’da kılınan namaz, diğer yerlerde kılınan namazdan yüz bin kat daha faziletlidir vb.
İnsanların yöneldikleri, konumunu yücelttikleri, kendisinden fayda bekledikleri yahut zararı gidereceklerine inandıkları her türbe ve kabir bir Zatu Envat’tır hatta Zatu Envat ağacından daha beterdir. Kabir ve türbeler kişinin kendisi için dua edeceği ve bu duasının diğer yerlere göre Allah ﷻ katında daha faziletli olduğu ve teberrük için gidilecek yerler değildir.
Çünkü Peygamber ﷺ bunu bildirmemiştir.
Bilakis Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allah’ım! Kabrimi ibadet edilen
bir put haline dönüştürme! Peygamberlerinin kabirlerini mescid edinen kavme karşı Allah’ın gazabı büyük olmuştur.”
(Malik, Ahmed)
Ömer’de, Allah ondan razı olsun, Haceru’l-Esved’i öpmüş ve şöyle demiştir:
“Biliyorum ki sen bir taşsın. Ne fayda verebilirsin, ne de zarar. Peygamber’i seni öperken görmeseydim, seni öpmezdim.”
(Buhari, Müslim)
Yani Ömer, Allah ondan razı olsun, Haceru’l-Esved’den bir bereket ümit ettiği için değil, bilakis Peygamber ﷺ’in sünneti olduğu için bunu yapmıştır.
Haceru’l-Esved hakkında durum böyleyken, türbelere ve kabirlere ellerini, yüzlerini sürenler, kabirlerden ve türbelerden çocuk, rızık, sıhhat isteyenlerin durumlarını siz düşünün. Bazı beldelerde yeni evlenen çiftler, sünnet ettirilecek çocuklar, sınava girecek gençler vb. kimseler türbe ziyaretleri yaparak o kabirlerin kendileri için bereket ve hayır getireceğini düşünmektedirler. Bu düşünce ve fiil, Peygamber’in yasakladığı ve haram olan bir şeydir.
Özetle, birçok zaman ve mekânda Allah’a şirk koşanların kendisiyle delil getirdikleri şey sadece “Biz sadece salihlere yöneliyoruz.” demek olmuştur. Geçmiş dönemde yaşamış önceki müşrikler de aynı şekilde salihlere yöneldiklerini söylemişlerdir.
Onlar “Biz onlardan istemiyoruz sadece onları vesile kılmak istiyoruz.” Demişlerdi.
Bu günde de söz, aynıdır. O hal bu halin aynısıdır. Sadece tapınanlar ile tapınılan şeyler ve isimleri değişmiştir. Fakat durum aynı durumdur. Bir Arap
atasözünde de geçtiği üzere;
“Bu gece dün geceye ne kadar da benzemektedir.”
Kaynak:
Cennetin anahtarı - La ilahe illallah
(Dört kaide), s: 85-87
Telif:
Muhammed et-Temimi