Bbebek bu yazıyı buraya bırakıyorum madem bilinen gerçekliklere inanıyorsunuz ☺️Aşı en büyük çocuk katilidir. Sağlıklı doğan çocuklar aşılarla hasta ediliyor. Hepimiz uygulamalarda en ağır hastalıkların aşı sonrası nasıl başladığını gördük. Dünyada milyonlarca ebeveyn artık aşıların tek bir amaca hizmet ettiğini anlamış durumdalar. Bu amaç da; çocuğun bağışıklık sistemini tahrip ederek ilaç üreticileri ve doktorlar için iyi birer müşteri olmalarını sağlamaktır. Kendi tecrübelerim ve ailelerin tecrübeleri sayesinde biliyoruz ki, hiç aşı olmayan çocuklar hastanenin ne olduğunu bilmezlerken, aşılanan çocuklar neredeyse hiç hastaneden kurtulamıyorlar." Dr. Prafull Vijayakar, (Dünyaca ünlü homeopat)
2-) Çok sayıda hekim aşıların yapıları gereği doğallıktan uzak olduğunu ve tamamen gereksiz olduğunu düşünmektedirler, çünkü insanın bağışıklık sistemi öğrenme metoduyla gelişiyor. Çocuk hastalıklarının yaratılmasındaki hikmet, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesidir. Günümüzde ise her türlü hastalığa karşı yapılan ısrarlı aşılama, sağlıklı çocukların bağışıklık sisteminin gelişimine engel olmaktadır. Ne yazık ki çocuklar bunun bedelini bugün olduğu kadar gelecekte de ağır hastalıklarla ödemek zorunda kalacaklar.
3-) Aşı, çocuk veya yetişkinlerdeki aktif bağışıklık sistemini güçlendirmek için yapılır. İmmünoloji uzmanları ve bütün insanlar üzerinde bu görüş hakimdir. Ancak bebekler 6-12 ay boyunca pasif bağışıklık sistemine sahiptirler. Aktif bağışıklık sistemi henüz gelişmemiştir. Çocukları, hastalıklardan, anne sütü yoluyla geçen antikorlar korur. Çocuklarda aktif bağışıklık sistemi 6-12 aydan sonra gelişmeye başlar. Her doktor bu gerçeği bilir. Ancak bu gerçeğe rağmen aşı takvimine göre aşıların çoğuna doğumla başlanır ve 6. aya kadar aşıların büyük bir kısmı (bebeklere 0 ay= Hepatit B, 1. ay = Hepatit B, 2. ay = DBT, Polio, HiB, pnömokok, BCG, 4. ay = DBT, Polio, HiB, pnömokok, 6. Ay = DBT, polio, HiB, pnömokok, Hepatit B aşıları yapılmaktadır) tamamlanmaktadır. Bebeklerde 12. aya kadar aktif bağışıklık sistemi olmadığına ve aşıların da bebeklerdeki aktif bağışıklık sistemini güçlendirmek için yapıldığına göre bu aşılar acaba neyi kuvvetlendirmek için yapılmaktadır?
4-) Alerji, astım vakalarının ve onkolojik hastalıklarının önüne geçilmez bir hızla artmasının nedeni biyolojik kuralların ihlal edilmesidir. Bu ihlallerin en önemlilerinden biri de aşılardır. Uzmanların bu konuyla ilgili gözlemlerinden bazılar şöyledir; "Aşılanan bazı kimselerde, aşılanmayanlarla karşılaştırıldığında, enfekte esnasında/hastalık bulaştığında bu hastalıktan etkilenmemek bir yana, hastalık çok daha ağır seyretmektedir. Bu bağışıklık sisteminin felci olarak adlandırılmaktadır. Diğer bir değişle aşılanın çocuklar, aşıyla korundukları düşünülen bir hastalığa yakalanmakla kalmıyorlar, hastalığı normalden çok daha ağır geçirmektedirler. Aşıyla korunma gerçekleşmiyor."
5-) Aşılarla ilgili olarak daha endişe verici olan eski aşıların yerine insan genomuna karışan, insanın özünü değiştiren yeni nesil aşıların ortaya çıkmasıdır. Bunlar Gen Mühendisliği ürünü "Rekombinant Aşılar" dır. Hepatit B Aşısı, bu aşıya iyi bir örnektir.
Hepatit B Aşısı içerisinde;
1-) Preparatın; ana maddesi, (ekmek ve bira üretiminde yaygın olarak kullanılan "genetik olarak modifiye edilmiş" mayadır)
2-) Alüminyum hidrogsit; zehirli olduğu için uzun zamandır aşılardan çıkarılması önerilmektedir. Çocuk felcini ve alerjileri provoke etmektedir.
3-) Timerosal aşıların içinde koruyucu olarak kullanılan civamsı bir tuzdur. Böcek ilacı olarak bilinen ve merkezi sinir sistemine negatif olarak etki yapan bir maddedir.
4-) Polisorbent henüz deşifre edilemeyen bir maddedir. Vücudun hipatit B aşısına verdiği genel tepkilerin bazıları şunlardır; ateş, baş dönmesi, baş ağrısı, kusma, ishal, karın ağrısı, karaciğer fonksiyonunda bozulma, deri döküntüleri, eklem ve kas ağrıları, anafilaksi, felç, nevrit, ensefalit, menenjit, artrit, nefes darlığı, vaskulit, kalp ödemi ve limfadenit dir. Hepatit B virüsine karşı geliştirilen bu yeni Rekombine aşının kullanımı günümüzün çocuklarında olduğu gibi gelecek insan nesli üzerinde de geri dönülmez ve tahmin edilemez fiziksel, zihinsel ve ruhsal tahribatlar yaratabilir. Rekombine aşının etkisini anlayabilmek için uzun vadeli ve yüksek teknolojik deneyler yapılmalıdır. Bu ise, büyük finansman gerektiren bir iştir. Ülkemizde henüz böyle bir çalışma mevcut değildir. İşte bu yüzden "yardımseverler" (!) tarafından ülkemizde yeni nesil aşılar mutlaka "geniş bir çocuk kitlesi üzerinde denenmek üzere" akın akın ücretsiz olarak gönderilmektedir. Denekler de bizim çocuklarımızdır.
6-) Yeni Zelanda'da aşı takvimine Hepatit B aşısı eklendikten sonra tip-1 Diyabetin % 60 oranında arttığı görülmüştür.
7-) Ülkemiz, dışarıdan gelen herhangi bir aşının, ne kadar güvenilir olduğunu hiç bir şekilde kontrol edebilecek durumda değildir. Çünkü ülkemizde bu araştırmaları yapabilmek için gereken donanım ve laboratuvarlar mevcut değildir.
8-) Aşılar içerisinde koruyucu olarak timerosal+alüminyum hidroksit veya timerosal+formaldedit kullanılmaktadır. Bu üç madde bildiğimiz pestisidlerdir. Yani böcek ilaçlarıdır. Yerleştiği organa göre dalak, karaciğer, böbrek, beyin doklarında ve büyüme ve olgunlaşmadan sorumlu timus bezinde tahribat oluştururlar. Örneğin; böbreklerde yerleştiğinde, böbreklerin gelişimine engel olarak bir süre sonra kronik böbrek yetmezliğine, pankreasta yerleştiğinde; diyabet 1'e, beyinde yerleştiğinde; epilepsi, felç, devamlı ağlama, sürekli kendi etrafında dönme, otizm vb. hastalıklara neden olur.
9-) Aşıların bu yan etkilerinin tamamı hatta daha fazlası aşıların prospektüsünde, yan etkiler başlığı altında detaylı olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla üreticiler bu sonuçlardan sorumlu değillerdir. Sorumluluk tamamen aşı yaptıranlardadır. Hastalanan çocukların saç örnekleri tahlil edildiğinde bazılarının beyinlerinde tehlike sınırının altındaki dozdan 125-150 kat daha fazla timerosal olduğu tespit edilmektedir