Öncelikle ülkemizde yaşanan deprem felaketinde kaybettiğimiz canlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Rabbim tüm ülkenin yardımcısı olsun.
Hatay’ da yaşıyordum. 39+4 günlük hamileydim. Deprem gecesi sabaha kadar eşimi de beni de uyku tutmadı. Bir ara çok şiddetli yağmur bastırdı kalkıp pencereden baktım gökyüzü bordo rengindeydi perdeden içeri bile yansıyordu. Saat 4 civarı uyuya kaldık ve çok kısa bir zaman sonra deprem oluyor diyerek eşimi uyandırdım. Tesettürlüyüm ama o sarsıntının korkusuyla eşim kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı çıkardı. Üzerimde ince kısa kollu bir elbise vardı sadece. Ayaklarımızda çorap çok terlik yok. Binadan dışarı çıkarken bacaklarıma ve sırtıma moloz parçaları düştü kanamam oldu hep aşağıda duran karnım birden göğüs kafesimin altına çıktı ve taş kesildi. Ayağa kalktığımda bacaklarımdan kanlar akıyordu, tabi dizlerim de paramparçaydı yağmurdan sırılsıklam olduk. Yere düştük eşim beni kaldırmaya çalışıyor ben eşimi ama sarsıntı o kadar şiddetli ki birbirimizi kaldıramıyoruz. Sağa koşuyoruz binalar sokağın ortasına önümüze düşüyor, sola koşuyoruz ağaçlar devriliyor. Yerlerdeki cam ve kiremitlere basa basa ayaklarımızı parçalaya parçalaya koştuk bir halk otobüsüne girdik orda yardım bekledik etrafımızdaki binalar tıkılmaya devam ediyordu. Yollarda benzin arıyoruz benzin yok zar zor Ankara’ya yetiştik fakat Ankara’ya yetişene kadar 2 gün boyunca bebekte hiçbir hareket olmadı sadece karnım taş gibiydi. Ankara’ya varır varmaz hastaneye geçtik 2 cm açıklığım olduğu söylendi zaten artık 39+6 haftalık olmuştum. Hastaneye yatırmak istediler ama olayın şokuyla imza atıp arabaya dönmek istedim. Akşam 9 da 2 cm olan açıklığımın gece 12 ye doğru sancılarım şiddetlendiğinde hastaneye geçtiğimde 4 cm olduğunu öğrendim mecburen yatışımı yaptılar. Kaç gündür yaşadığım uykusuzluk, açlık, yorgunluk, şok etkisi hepsi üst üste gelmişti iki sancı arası uyuya kalıyordum sancım gelince uyanıyordum. Doktorlara epidural için yalvardım hiç gücüm yok dedim ama kabul etmediler açılmamın çok iyi ve hızlı olduğunu söylediler ebeler sürekli gelip açıklığı kontrol ediyorlardı. Ben sürekli yürüdüm hiç uzanamadım uzandığımda ağrılarımı yönetemedim. Ayakta sancılarımı karşıladım her sancım geldiğinde yere çömeldim, bir yerlere tutunup belimi ve kasıklarımı sağa sola hareket ettirdim. 2 defa sıcak duş aldım Sabah 3 civarı açılmam 7 cm oldu 6 gibi de tam açıklık denildi. Sürekli büyük tuvaletim var gibi hissediyordum ve ıkınmamı kontrol edemiyordum vücudum istemsiz ıkınıyordu. Tam açıklık olmasına rağmen suyum gelmedi ebe suyumu patlattı. Yatağı hemen çatala çevirdiler bir doktor karnımdan dirseğiyle bastırdı diğer doktorum alttan bebeği kontrol ediyordu. Ebeler bacaklarıma kollarıma pansuman yapıyorlardı yaralarıma. Üstelik acilde beni muayene eden doktor bebeğime tarama yaptırıp yaptırmadığımı sordu. Ben ikili tarama yaptıramamıştım ama üçlüde orta riskli çıkmıştı detaylıya girdiğimde ultrasonda hiçbir sorun yok istersen fetal DNA yaptıralım demişlerdi. Sonucu ne olursa olsun allahtan geleni seveceğim dedim ve başka bir şey yaptırmadım bebeğim de ultrasonda hep bir hafta önden gidiyordu. Fakat buradaki doktorlar beni doğuma almadan önce bebeğimin bacak boyunun 35. Haftada olduğunu çok geride olduğunu sorun olabileceğini söyledi bu kadar şeyin üzerine bunu duymak tüm gücümü aldı benden. O yüzden ıkınırken sürekli bebeğime bakmaya çalıştım 3 zorlu ıkınmada ve doktorun bebeği itmesiyle doğurdum bebeğimi. Ardından eşini çıkardılar ve dikişlerim atıldı. O an altıma sızıma değil çocuğumun giyecek hiçbir şeyi olmamasına ağladım bir çarşafla çıktı çocuğum. Hastanedekiler Allah razı olsun bez ve hastane çıkış seti verdiler bize bebeğe daha sonrasında bir sürü bez ve kıyafet yardımı geldi. Bebeğim bugün 8 günlük ama hala o uyusa bile korkudan uyuyamıyorum. İlk çocuğum, ilk heyecanım ne hayaller kurmuştuk kendi evimizde büyütecektik onu ama şimdi yabancısı olduğumuz bir şehirde başkasının evindeyiz hala sürekli deprem oluyor sanıyorum. Buradaki doğum hikayelerini okuyup okuyup ağlardım mutluluktan bir gün ben de yazacağım diye. Nasibimiz böyleymiş. Oğlumun adını Mehmet koyacaktık ama hemşireler bu kadar şeye rağmen doğru zamanı Ankara’ya yetişmenizi beklemiş bu kadar zorluğa rağmen sana tutunmuş bize de umut oldu adı umut olsun dediler Mehmet umut oldu adı teyzeleri. Bizim umudumuz ışığımız oldu. Dilerim rabbim hiçbir evladımıza başka acı yaşatmasın onların da acılarını bize göstermesin….
Biraz uzun oldu hakkınızı helal edin…