Emine-A- geçen aynı konuda yazdığım cevabi duygularımı aynen yapıştırıyorum buraya :)
Sizin haftalarınızda ben de öyle hissediyordum. sanki evet içimde bir bebek var ama benim değil de komşunun bebeği de olsa aynı hissedecekmişim gibiydi:) hatta daha erken haftalarda içimde bebek de değil bir “oluşum” var gibi hissediyordum. Bebek bile denemezdi. İnsanlar daha beşinci haftadan bebeğim bebeğim diyince kendimi sorguluyordum. Sonra çok az da olsa ilk hareketini hissettiğimde sanırım bir miktar annelik yüklendi. Yine öyle çok değildi ama. Hala eksik, yarımdı… bebek bekliyor olmaktan mutluydum ama beni heyecanlandıran hamile olmak değil hep doğumdan sonrasını düşünmek oldu. Sanki doğmadığı sürece benim bebeğim değil gibi… Sonra hareketleri benim için anlam ifade etmeye başladıkça evet dedim içimde bir “kişilik” var. “Sabahları çok hareket etmez” ya da “acıktığım zaman hareket etmez” vs. diye düşünmek bile beni ona yaklaştırdı. Çünkü onu bir tek ben anlıyorum hissi yerleşmişti böylece bana. Daha sonra benim yatış pozisyonuma göre hareketleri değişince, “işte o da benim hareketlerimden etkileniyor” diye düşündüm. demek ki ben onun dünyasında varım. O da benim dünyamda var. Hareketlerin anlamlanması ile birbirimizin varlığı da anlam kazandı. Daha sonra dokunuşlarıma tepki vermeye başladı. Basbaya diyalog kuruyorduk. Bu daha da yakınlaştırdı. Şimdi düşünün… doğduktan sonra bir de sizinle beslendiğini, sizinle göz teması kurduğunu, sizin kucağınızdayken rahatladığını görünce kim bilir ne kadar yakın hissedeceksiniz kendinizi ona. Onu da kendinize. Diyalog ve alışkanlık. Onun hakkında bildikleriniz, öğrendikleriniz sürekli sizi yakınlaştıracak. Şu an için aranızda içgüdüden ve bedeninizden başka zihinsel bir bağınız yok. Varsa da çok az. Dolayısı ile böyle hissetmeniz çok ama çoook normal.