Merhaba güzel anneler
Nihayet hamilelik serüvenini kapatmış bulunmaktayım 🙈
1..2 derken anlamadan 3.yü de doğurduk bitti 🙈
Şimdi sırada onları sevgiyle, başlarına kaza bela gelmeden Hayrlısı ile büyütmek kaldı, yani en zoru!
3 kez hamilelik, doğum ve bebek deneyimi yaşamış biri olarak söylemeliyim ki, doğum; tüm bu annelik yolculuğunun en kısa, öz ama şiddetli anı. “Bir kapıdan geçmek” gibi. Diyerek tabir edebilirim. İşte bu kapıdan geçiş kimi zaman zorlayıcı, acı verici olsa da, eşikten atladıktan sonrası asıl maceraya geçiş oluyor. O nedenle hamile hanımlara bir numaralı tavsiyem doğumu asla gözünüzde büyütmeyin. Vücudunuza, bedeninize, fıtratınıza inanın, güvenin.
Gelelim doğum hikayemize…
34+4. haftadaydım.
Malum 2 bebe ile evde 1 dakika oturmadan, hoplaya zıplaya, kucakta bebiş taşıya taşıya geçiyordu hamilelik. Aynı zamanda çok sık hastalanıyorduk, salgın dönemine denk geldik. 8 ayda 4 sefer antibiotik kullanmışım! Kanda yükselen enfeksion sebebiyle.. Sanırım bu erken doğumun ana nedenlerinden biri idi.
O gün de evde dolap monte ediyorduk bebişler için. Bir anda bana yoğun bir halsizlik çöktü. Uyumak istedim. İşleri yarım bıraktık. 1 saat sonra uyandığımda belimden gelen şiddetli sancıyı hissettiğimde eşime
“Ben doğuruyorum” dedim ve 1 saat Kasılmaları takip etmeye başladım. Yalancı sancı haftalarında olduğum için dinlenme ile geçebileceğini düşünmüştüm. Ancak öyle olmadı. 5 dakikada bir düzenli geliyordu. Hastanenin yolunu tuttuk. Nöbetçi hekim ilk muayenede 5 cm açıklık buldu ve direkt yatışım yapıldı. Malesef derin bir hüzün ve korku vardı.. Bebek Küvöze girecek mi.. Doğum normal gerçekleşebilecek mi.. Kendi doktorum geldiğinde beni rahatlattı. Bebek küçük olduğu için kendini itemeyebileceğini düşünerek suni ile doğumu destekledi. Sancılar 8-9 cm e kadar dayanılırdı. 9cmden sonra işte o yoğun ıkınma hissi ile gelen tarifsiz sancı vurmaya başladı. - lütfen korkutucu anlaşılmasın, tarifsiz derken, şiddet belirtmiyorum, gerçekten tarifsiz. - hemen götürün beni.. Diye bağırmaya basladım.
İlk iki doğumumda yaptığım hata ıkınamamaktı, ıkınmaktan korkmaktı. Bu sefer korkmadım. Ikınma hissi gelir gelmez hiç durmadan tıpkı kabız olduğumuzda ıkınır gibi nefesimi tutup sadece ıkındım. Acı veriyordu evet ama ıkınabildikçe onun ilerlediğini hissediyor ve güçleniyordum. Çünkü ne kadar iyi ıkınabilirsem acı o kadar çabuk bitecek, bunu biliyordum. Ve en son kaynama hissi ile bebişin kafası cıktı, son bi ıkınış ve ta da! Bebiş doğdu. Küçük bir bebiş malumunuz premature, kesiye gerek kalmadı. Onu hemen yogunbakıma aldılar. Ben de artık çatalda şakalaşıyordum. En son doktora “Komple diksen olmuyor mu giriş çıkışlar kapansın” diye sorduğumu hatırlıyorum :)
Odamıza geçtiğimizde hüzün devam ediyordu. Bebiş kucağımda değildi. 1 hafta küvözde kalacaktı. Kanda enfeksion çıkmıştı. Malesef bendeki enfeksion ona geçmiş yüksek ihtimal. Neyse ki tedavisini oldu ve suan sıcak yuvasında.
Peşpeşe hamilelik gerçekten çok zor. Hamileyken bağışıklığı yüksek tutup hastalıklara yakalanmamak, keyifli ve stressiz bir hamilelik geçirmek de bir o kadar önemli. Çünkü gerçekten doğum dediğimiz hadise öyle ya da böyle geçen, 1 günlük bir süreç.. Annelik ise bir ömür boyu.. En güzeli ona yatırım yapmak :)